Genel

Blog Yazarları Çalıştayı notlarım

Yazar: Çağrı

3 Aralık Perşembe 16.00-18.30 arası İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Blog Yazarları Çalıştayı’ndaydım. Burak ve Resül ile öncesinde buluşup biraz vakit geçirdik ve çalıştaya geçtik. Çalıştayda bize daha sonra katılan Oğuz Bahadır‘la da tanıştık ve birlikte izledik, dinledik. Ülkemizdeki her organizasyon gibi biraz gecikmeli başladı.

Salondaki yerimizi aldığımızda katılımın çok düşük olduğunu gördüm. Bu gerçekten üzücü ve aynı zamanda bir o kadar şaşırtıcı bir durumdu bana göre. Düşünsenize alanında etkili bir çok blog yazarı konuşmacı olarak bulunuyor ama katılım çok düşük. Bunu organizasyonun duyurulması konusundaki zayıflığa dayandırmak istemiyorum ancak sanırım büyük bir etken. Tabi bunun yanında her blog yazarının İstanbul’da olmaması ya da o tarihte müsait olmamaları da aynı şekilde büyük bir etken olarak göze çarpıyor.

Blog Yazarları Çalıştayı Konuşmacıları

Organizasyon da gerçekten blog kavramının niteliği etkili ve samimi bir dille anlatıldı. Bunun yanında blog yazarlığının geleceği de anlatıldı. Özetle anlatmam gerekirse blog yazarları için faydalı ve samimi bir ortam oldu. Katılanlar mutlaka heybelerine bir şeyler katmış olarak ayrıldı. Bunun için başta Evren olmak üzere katılım sağlayan herkese kendi adıma teşekkür ediyorum. Gelelim etkinlikle ilgili olarak aksayan yanlara; bunlar kesinlikle kör topal eleştirmek olarak adlandırılmasın, bir dahaki etkinlikte yol haritası çizilirken daha etkili bir organizasyon için dikkate alınması gereken bazı adımlar olarak düşünülsün.

blog yazarları çalıştayı konuşmacılar

Ne olsa – nasıl olsa daha iyi olurdu?

  • Etkinlik için daha uygun bir lokasyon seçilmesi daha mantıklı olabilirdi ama sanırım 20. Türkiye’de İnternet Konferansı sebebiyle bu lokasyon mecburiydi.
  • Konuşmacı olan blog yazarlarına diyecek sözüm yok, hepsine saygı duyup önlerinde ceketimin düğmelerini iliklerim ancak orada konuşmacı olarak şu isimleri de görmek isterdik:
    • Sezer İltekin – Kelimelerbenim.com
    • Caner Öncel – Egonomik.com
    • Fatih Özdemir – Fozdemir.com
    • Barış Ünver – Beyn.org
    • Timur Demir – Timurdemir.com.tr
    • Burak Güngör – Burakoli.com
    • Bünyamin Kapıcıoğlu – Hizliadam.com
    • İsmail Usluer – Usluer.net
    • Mehmet Cabar – Mehmetcabar.com
    • Hamza Şamlıoğlu – Teakolik.com
    • Başka da bir çok isim var ancak şimdilik aklıma gelenler bunlar.
  • Blog yazarlarının tartıştığı bir ortamda internet bağlantısı sıkıntısı büyük bir handikaptı.
  • Keşke bu kadar az izleyici varken, bir kaç kelam etmek isteyenlere de biraz daha söz hakkı verilseydi. Mesela zaman kısıtı dolayısıyla programın sonunda güç bela iki cümle edebildim. Ben de konuşmak istiyorum 🙂

Güzel şeyler nelerdi?

Tabi ki aklımda kalan bir çok güzel şey de oldu. Mesela etkinlik gerçekten de bir kaç saat daha uzasa hayır demeyecek insanlardık. Yani konuşulanlar iştahla dinlendi. Meraklı bir topluluk ve bildiklerini sunan bir konuşmacı ekibi vardı. Program sonunda programın moderatörlüğünü yapan Alp Bolat ile kısa bir konuşma şansımız oldu. Blog aleminin Şirine’si Aycan Doğanlar ile tanıştık sonunda. Yine Ponzo ile de tanıştık ve sıcak bir arkadaş olduğuna kanaat getirdim. Tamam ilk görüşte soğuk duruyor ama bence sıcak bir arkadaş. Bir de iyi ki o da blog yazıyor dedim. Siz de okuyun bence.

blog yazarları dinleyiciler

Kurumsal bloglar blog mudur?

Kurumsal blogların; blog olarak kabul edilip edilemeyeceği ile ilgili bir fikir ayrılığı söz konusuydu. Safa “Kurumsal Blog” kavramının blogu ifade etmediğini söylerken Funda kurumsal blogların da gayet tabi blog sayılabileceğini ifade etti. Bu konuda ben, Burak, Resül ve Oğuz da konuştuk. Açık konuşmak gerekirse net olarak “Blog” tanımlaması yapılamayacağından ve dolayısıyla bu tanımlamaya bir konumlandırma sağlanamayacağından tüm görüşler kişinin kendi düşünceleridir bana göre. Ha biz bu konuda ne diyoruz; Ben ve Burak kurumsal blogların blog olarak adlandırılmaması, başka bir tanımlama yapılması gerektiği konusunda fikir birliği yaptık. Resül “Kurumsal blog” kesinlikle blogdur diyor ve Oğuz bu konuda net bir şey söylemedi.

Özetle “Blog Yazarları Çalıştayı” benim için verimli geçti. Keşke yukarıda bahsettiğim noktalar da biraz daha iyileştirilebilmiş olsaydı diyorum ama katılanlar iyi anılarla ayrıldılar bence.

Ayrıca konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgiler için şu linklere de göz gezdirmenizi öneririm:

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

28 yorum

  • Anladığım kadarıyla gayet güzel geçen bir etkinlik olmuş, o ortamda bulunmayı isterdim, hayırlısı be 🙂

  • Çağrıcım merhaba. Orada olması gerekenler listesine adımı ve blogumu yazmış olman beni gerçekten mutlu etti. Çalıştayı organize eden kişi olarak hatırladığım Evren, organizasyondan bayağı önce beni konuşmacı olarak davet etti sağolsun fakat biliyorsun, işler güçler, üzülerek katılamayacağımı belirttim. Daha sonra belki çevrimiçi olarak katılabileceğim yönünde bir fikir oluştu ama o da tahmin ettiğim gibi havada kaldı. Bir buçuk yıl sonra İstanbul’a döndüğümde mümkün olan tüm etkinliklere katılmayı planlıyorum. Ne güzel olurdu sadece blog yazarı olarak hayatımızı sürdürebilseydik değil mi? Böyle güzel insanlarla tanışsak, fikirler üretip, bir yerlerde toplansak ve bunun gibi şeyler. Bazen elmayı seviyorsun ama hayat sana bir kasa armut veriyor. Ne yaparsın…

    • Sen İstanbul’a döndüğünde zaten çeke çeke götürecek bir kitle olacaktır yanında merak etme. Çok da iyi güzel olurdu blog yazarlığı mesleğimiz olsa ama işte şimdilik “hayal” kapsamına giriyor bu. Ben armut da seviyorum ama sevmiyor olsam da herhalde takas yolunu düşünürdüm 🙂 Şaka şaka, hayaller-hayatlar meselesi oldu bu. Haklısın.

  • Az katılımcı olsada bence güzel bir etkinlik olmuş?
    Çagrı abi ben sana bu yazıdaki onecikan görseli hazırlarken kullandığın fontun adını soracaktım bu sıralar böyle bir fonta ihtiyacım var çok şeker gozukuyo belki burda alakasız bir yerde söyledim ama konu senin blog olunca giren kesinlikle birşeylerden faydalaniyo şimdiden teşekkür ederim.

  • Tüm bunların yanında, ben açıkcası katılımcılar adına üzgündüm. Çünkü orada blog yazarı olarak ya da blog yazarı adayı olarak çok az insan vardı. Diğer katılımcılar da büyük ihtimalle bu yazarları merak eden kişilerdi. Ben kesinlikle bir organizasyon eksikliği olduğunu düşünüyorum. (Bizim sonradan katılma kararı aldığımızı düşünürsek…)

  • Gerçekten güzel bir etkinliği kaçırmışım. Zaten askere bir geldim arkamdan etkinlikler başladı. Askerden sonra etkinlik olmazsa protesto edecem 🙂

    Şaka bir yana böyle bir etkinliğin duyurulmaması gerçekten büyük eksiklik. Hiç olmazsa blog yazarlarına söylense bizler bile ücret talep etmeden böyle bir etkinliği yayabilirdik.

    Umarım bunun gibi birçok etkinlik olur ve bu eksiklikler kapatılır. Notlar için teşekkürler.

  • Abi öncelikle iyi ki etkinliğe gelmişim ve sizin gibi insanlarla bir araya gelip tanışma imkanı buldum:)
    Etkinlik güzeldi içeriği ve konusu olarak ama senin de dediğin gibi katılım ciddi manada kötüydü. İnşallah bu da göz önüne alınır. Bir dahaki çalıştayda daha nice blog yazarlarını da dinleme fırsatımız olur 🙂

    • Ben de senin gibi düşünüyorum, iyi ki tanışmışız Oğuz Bahadır. İlk etkinlik olması ve Evren’in de ilk deneyimi olması hasebiyle normal karşılanabilecek bir durum olarak algılıyorum artık ben. Bundan sonra emin ol çok daha iyi olacaktır.

  • Ne olsa – nasıl olsa daha iyi olurdu kısmına tümüyle katılıyorum. Ama en çok bahsettiğin organizsayonun duyurulamaması kısmına takıldım. Çünkü ben de eğer pinquitte orada konuşmacı olarak bulanacak olmasaydı orada olmayacaktım. Açıkçası konuşmacı blog yazarlarından aycan hariç düzenli takip ettiğim bir fundalina vardı, o da pek duyurmadı sanıyorum ki.. Neyse, senin de dediğin gibi direkt sebep bu değildir mutlaka.

    Ben en azından gelenler açısından senin ve katılan herkesin de düşündüğü gibi verimli olduğunu düşünüyorum. Evren’i tebrik ediyorum.

    E-vren’i, seni ve Burak’ı bloglarınızdan tanıyordum zaten, orada şahsen de tanışmak çok güzel oldu gerçekten. Oğuz ve Resul’ü de orada tanıdım, herkesle tanıştığıma çok memnunum. Umarım böyle organizasyonların olmasını beklemeden içimizden birisi haydi birer kahve içelim muhabbetimiz olsun der ve mini bir organizsayon düzenler. Bu kişi ben olmam galiba, ama yapıyoruz olacak diyen olursa hemen damlarım.

    İlk görüşte soğuk durduğumu tanıştığım her yeni ifadeden anlayabiliyorum zaten :)) Zamanla ısınıyor sanırım o duruş, düşüncelerin için çok teşekkür ederim.

    Görüşmek üzere..

    • Gerçekten verimliydi, bu yadsınamaz bir gerçek Ponzo ve bu tür bir etkinlik düzenlemek gerçekten deli cesareti istiyor. Evren’i bu açıdan da tebrik etmek gerek. Biz de memnun olduk gerçekten, seni tanımak sürpriz ve sevindirici oldu benim açımdan 🙂 Aa sen İstanbul’da oturuyorsun 🙂 Ben Çekmeköy’deyim. Mutlaka yaparız bir buluşma. Hatta ve hatta Ocak’ta mini bir etkinlik yapsak ya ne güzel olur.

      Dışı soğuk, içi sıcak adam; görüşmek üzere.

  • Merhaba üstad. Bu organizasyonda konuşmacılar arasında beni de görmek istemen onore etti. Aslında davet ettiler (mailin kimden geldiğini hatırlamıyorum) ama o kadar yoğundum ki üzülerek katılamayacağımı belirttim. Yakın zamanda kurumsal bir firmanın metin editörlüğü işini de alınca kısıtlı vaktimi tamamen vakitsizliğe çevirdim:) Şuan oğluma severken bile dakika tutuyorum sonra işime dönüyorum. Yakında inşallah tek işim yazarlık olacak ve o zaman bloglara daha fazla zaman ayıracağım. Şimdilik bu hayalim için yoğun çalışıyorum. Dostluğumuz daim olsun… İyi bloglar

  • Çok yararlı bir buluşma olmuş. Bence sık sık yapılmalı ve giderek genişlemeleri bu tür etkinlikler. Keşke zamanım olsaydı da Bursalardan gelebilseydim oraya 🙂

    • Emrah seninle de tanışmayı çok isterdim ama dediğin gibi mesafeler engel… Gerçi başka bir zaman yapacak olursak çok önceden haber versek herkes zaman ayarlar sanırım?

  • Merhaba Çağrı Mustafa;

    Çalıştayla ilgili görüşlerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Hepsi kıymetli geri dönüşler. Bazı noktalara sırasıyla elimden geldiğince açıklık getirmeye çalışacağım. (Öyle ki bazı olumsuz durumları blogumda ilgili yazıda doğrudan yazmak istemedim. Belki ilerleyen süreçte herhangi bir vesileyle bu konuları ayrıca yazarım.)

  • “Katılımın çok düşük olduğunu gördüm”
  • Konferans komitesinin başkanı daha en başta İnternet Konferanslarının geçmiş yıllardaki oturumlarına ilginin az olduğunu belirtti. Çalıştay değil panel vb bir içerik hazırlasaydık seyircinin olmama ihtimaline karşılık bu bir risk olabilirdi. Benim moralim bozulmazdı da dışarıdan gelen arkadaşlar karşılarında seyirci kitlesi bulamazsa belki bozulurlar diye de düşündüm. Zaten çalıştay, panel havasında geçti. Alp abi ve Funda dışında zaten çalıştayın tam olarak ne olduğunu biz de bilmiyorduk 😉 Serdar abi paneli asla tavsiye etmedi, komite seyirci olmaz hazırlıklı olun dedi vs derken Blog Yazarları Çalıştayı gerçekleşti. Konferansın 1. günü açılışına katıldım, seyircinin az olduğunu gördüm ama bizim çalıştayda sanırım 50 – 60 kişi vardı ki ben daha azını bekliyordum. Zaten 6 arkadaş çok da seyirci odaklı bakmadık bu etkinliğe.


  • “organizasyonun duyurulması konusu”
  • Ben kendi imkanlarım dahilinde çalıştay kesinleştiği andan itibaren etkinliği duyurmaya çalıştım. Diğer arkadaşların etkinliği duyurma biçimleri tamamen onların tasarrufunda. Facebook etkinliği ve Webrazzi etkinliği oluşturulmuştu. Bilal Eren de Dijital Hayat sayfalarından çalıştayı duyurdu. Çalıştay sonrası yanıma gelen bir hanımefendi de benzer eleştiride bulundu. Daha farklı ve fazla nasıl duyurabilirdik emin değilim, süreç benim için çok stresli geçtiği için belki o ayrıntı konusunda çok yaratıcı düşünemedim.

    Artemis, çalıştaya katılacağını ilk onaylayanlardan. Ancak çalıştaya 2 gün kala (1 gün kala da olabilir) farklı bir etkinliğe katılmak zorunda olduğunu haber verdi.

    Her şeye rağmen gelerek o gün çalıştay masasına oturan 5 arkadaşıma gerçekten minnettarım.

  • “Etkinlik için daha uygun bir lokasyon seçilmesi daha mantıklı olabilirdi”
  • Kesinlikle haklısın. Konferansı düzenleyen İnternet Teknolojileri Derneği, İstanbul Üniversitesi’nin yeni kongre merkezinde cep telefonunun ve internetin zayıf çektiğini bilmiyor muydu emin değilim. Şikayetler ilk günden başlayınca bu konuya acil bir çözüm getirilebilirler miydi ondan da emin değilim. Ancak kesinlikle büyük organizasyonlara ev sahipliği yapan, üstelik yeni olan bir kongre merkezinde internet ve GSM konusunda asla sorun olmamalı.

  • “orada konuşmacı olarak şu isimleri de görmek isterdik”
  • İnternet Konferansı’nda blog yazarlarına da yer ayrılabileceği haberi kesin olarak bana bildirildiğinde katılımcıları ve kesin içeriği belirlemek için çok az bir zamanım vardı. Bu sebeple hızlıca 15 blog yazarına konuyu açıklayıcı birer e-posta gönderdim. Sürenin az olmasından dolayı geniş bir katılımcı listesi hazırlayarak her birine davet gönderip onlardan cevap bekleme gibi bir lüksüm de yoktu. Çünkü isimleri netleştirip onlarla beraber içeriği ve konuları belirleyip Konferans komitesine kesin bilgileri göndermem gerekiyordu.

    Davet gönderdiğim arkadaşlardan bazıları çalıştayın ne olduğunu sorguladı, bazıları kimlerin katıldığını öğrenmeye çalışıp ona göre bir cevap vermeyi tercih etti, bazıları e-postayı gördükleri ve kendilerine diğer sosyal ağlar üzerinden hatırlatmalarda bulunmama rağmen olumlu/olumsuz cevap verme nezaketinde dahi bulunmadı; bazıları ‘belki katılabilirim, en kısa sürede cevap veririm’ deyip çalıştaya 24 saat kala ‘gelmeyeceğim’ cevabını verdi. (Sezer ise en başta katılamayacağını belirtip blog yazarı önerisinde bulundu. Barış da davetimi neden cevapsız bıraktığını açıklayan bir epostayı dün gönderdi.) Bu çalıştaya davet süreci de bana çok şey öğretti. Böyle durumlar, kiminle yola çıkılıp çıkılmayacağının bir göstergesi sonuçta. İnternet konferansında internetin çekmemesini eleştiriyoruz ama blog yazarları olarak e-postaları kontrol etmiyor, cevapsız bırakıyoruz.


  • “Keşke bu kadar az izleyici varken, bir kaç kelam etmek isteyenlere de biraz daha söz hakkı verilseydi.”
  • Aslında yaptığımız toplantıda 120 dakikanın (kahve arası vs hesaplayınca ortalama 90 dakikanın) bütün konuları tartışmaya yetmeyeceğini düşünüp soru kabul etmemeye karar verdik. Çalıştayların orijinalinde de seyirciden soru kabul edilmiyormuş zaten. Çalıştayın başında da seyirciden soru kabul eymeyeceğimizi, kahve arasında veya çalıştay çıkışı yüz yüze soruların yöneltilebileceğini söyleyecektik fakat ben ve Alp abi bunu unuttuk. Gerçi panel havasında oldu çalıştay ama son günün son oturumu olunca organizasyon şirketi ve teknik ekibin toparlanma çabaları da bizi biraz aceleye getirdi.

  • “Çalıştayın geç başlaması”
  • Bizden önceki oturum 15.30’da bitiyor görünüyordu ama onlar da 16.00’ya doğru salonu boşalttılar. 15-20 dakika yukarıda teknik odada bilgisayara Skype kurma ve Furkan’la skype bağlantısı sağlamakla vakit kaybettik. Haftalardır bu yönde bir talebimiz olmasına rağmen maalesef çalıştay saatine kadar kimse bir şey yapmadı. Üniversitenin skype vb programları yasakladığı gerçeği internet bağlantısının zayıflığı ile birleşince artık pes edip çalıştay masasına döndüm. Saatime baktığımda 18.20 – 18.25 gibiydi; Alp abiye 20-25 dakika kaybettiğimizi ve ara vermeden devam etmemizi söyledim. Tek üzüldüğüm nokta Furkan, çalıştaya bağlanacağını düşünerek bilgisayarının başında saatlerce hazır bekledi. İşin kötüsü kendisine bağlanmaya çalıştığımızı ve sonra bağlanamayacağımızı bir türlü haber veremedim çünkü cep telefonum çekmiyordu; tam bir sinir harbiydi.

    Bütün bu süreç bize gösterdi ki İnternet Konferansı içinde blog yazarları ilerleyen yıllarda da mutlaka olmaya devam etmeli evet ama böylesi hantal bir yapının içinde değil. İnanılmaz geleneksel bir iletişim hali içindeler ve biz son güne kadar masada mı sandalyede mi oturacağız, mikrofonlarımız olacak mı, video çekimi yapılacak mı, çevrim içi canlı bağlantı mümkün mü bir türlü öğrenemedik. Hatta skype öncesi hangouts bağlantısı düşündük ama ‘hangouts ne?’ sorusuyla karşılaştık.

    Blog yazarları çalıştayı, çalıştay değil de daha farklı bir içerik adlandırılmasıyla daha pratik, daha teknolojik donanımla sahip mekanlarda bir araya gelmeye devam etmeli. Burada kesinlikle ‘seyirci odaklı’ düşünmeden, popülaritenin peşine düşmeden tamamen çözüm üretme, yeni fikirleri tartışma için toplanılmalı. Çünkü maalesef ki aramızda attığı her adım karşılığında para alan, aynı platformda yer alacağın diğer kişilerin isimlerine öncelik veren, karşısında yüzlerce seyirci yoksa o etkinliğe katılmaya gerek duymayan blog yazarları da var. Dünyayı kurtarmaya kalkmak bazılarımızın işi, hepimizin değil.

    Umarım yazdıklarım görüş ve önerilerinin çoğu için aydınlatıcı olmuştur. Kafanda soru işaretleri de kaldıysa rahatlıkla e-postayla sorabilirsin. Değerli katkın için tekrar teşekkür ediyorum.

    • Rica ederim ve asıl ben teşekkür ederim Evren. Ayrıca bu kadar uzun ve açıklayıcı yazdığın için de minnettar olduğumu bilmeni isterim.

      Aslında evet, katılımın düşük olması hususunda söylediklerin doğru ancak ben de bir blog yazarı olarak keşke daha çok katılım olsaydı diye hayıflandım. Benim derdim bu yönde 🙂 Yoksa seninle ilgili bir derdim yok.

      İlk etkinliğin olduğu için bu durum normal karşılanabilir bence de. Ben de olsam benzer handikaplarla karşı karşıya kalırdım mutlaka. Sadece ben değil birçok başka blog yazarı da bu tip bir etkinlikte aynı sıkıntıları yaşardı. Yalnız bu etkinliğin de daha iyisini yapabilmek adına bir prototip olduğunu düşündüm. Bundan sonrakilerde mutlaka daha iyileri ortaya çıkacaktır.
      Artemis’in bu davranışına çok iyi tepkiler verebildiğim söylenemez; çok daha öncesinden seni ve muhtemel katılımcıları da düşünerek biraz daha özverili davranabilirdi. Yine de kendisinin hayatı olduğunu ve belki de geçerli bir sebebi olduğunu unutmuyorum.
      Sen dahil o arkadaşlara ben de minnettarım gerçekten. Bir kere samimi havada olması da benim için çok keyifli bir etkinlik olmasını sağladı.
      Lokasyon konusunda düşününce senin de yapabileceğin bir şey olmadığını farkettim. Bu handikapı gerekli mercilerin basit bir şekilde çözebileceğine ama uğraşmamak için müdahalede bulunmadıklarına inanıyorum. Tabi bu benim görüşüm. Belki de gerçekten müdahalenin yetersiz olacağına kanaat getirmişlerdir.
      Davete icabeti olumlu ya da olumsuz biçimde bildirmek mutlaka karşı tarafın tekelinde. Evet, onların da daha özverili olması olayı daha az karmaşık hale getirebilirdi ama ne yazık ki seninle aynı özveriyi göstermemişler.
      Soru kabul etmeme gerekçesini de mantıklı buluyorum çünkü hem mekan hem de çalışanların bir an önce evine gitmek istemeleri kadar doğal bir şey yok. Yine de senin dediğin gibi çalıştay değil de daha samimi bir hava vardı. Burada soru sormak da samimi bir eylem olabilirdi bana göre 🙂 Yine de ben eklemek istediklerimi ekledim, sorun yok 🙂
      Furkan’a üzüldüm ama neticede senin de yapabileceğin bir şey yoktu. Geç başlama hususunda asla sana bir atıfta bulunmuyorum. Bunu ülkemizin gerçeği diye dile getirdim 🙂

      Bu güzel ve açıklayıcı cevapların için müteşekkirim. Aklımda bir soru kalmadı ve sanırım bu vasıtayla çalıştaya katılanların da aklındaki soru işaretleri giderilmiştir.