Henüz bırakın dijital medya platformlarını, ekranların bile olmadığı zamanlardı ama 9 Temmuz 1952’de olmaz denilenin olduğu bir ana tüm ülke şahit olmuştu. Üstelik bu an, bir anlamda bütün hayatımızın değişeceği andı. Çok bilindik bir mesel vardır, aklıma bunu getiriyor bu durum:

Bir gün sokakta son oyununu oynayacaksın ve bunun son oyunun olduğunu bilmeyeceksin.

Bizim için de 1952 öyle bir yıldı. Bir şeylerin sonu geldi, bir şeyler yeni başladı ama değişti.

Ne oldu 1952’de sizce? Koskoca bir yılın içerisinde Türkiye tarihini kalem kalem incelemenizi beklemiyorum. Sütliman olmayan tarihin sayfalarında birçok meseleyle karşılaşıp konuyu farklı algılamanıza sebep olabilir keza.

Direkt söyleyeceğim sonrasında hızlı bir dönüşüm turuna çıkacağız sizlerle.

Türkiye’deki İlk TV Yayını

İstanbul Üniversitesi’nin kendi bünyesi içerisinde de olsa gerçekleştirmiş olduğu televizyon yayını Türkiye Tarihi’nin ilk televizyon yayını idi.

Sonrası gerçekten çorap söküğü.

1 Mayıs 1964 yılında TRT yasası yürürlüğe girdi. Sonra TRT’nin dışındaki kurumların yayın yapması yasaklandı. Kapalı devre eğitim yayınlarından açık devre yayınlara geçildi.

İlk yayın siyah beyazdı, 1980’lerde ise renkli televizyona kısmen geçildi. Böyle anlatınca çok çok uzak bir tarihmiş gibi gelse de bunlar o kadar hızlı gerçekleşti ki, televizyonun korkusunu atlatamadan ondan vazgeçemez hale geldik.

Zeki Müren’de bizi görecek mi?” umuduyla baktığımız ekranlar bugün birçoğumuzun herkese görünür olma aracı olarak tanımladığı aletlere dönüştü. Şöyle de tanımlayabiliriz: Ünlü olma yoluna dönüştü.

Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya Doğru

Evet evet, televizyon artık sadece televizyon değil!

Geçmişten devam edelim, aslında dürüst olmak gerekirse buraya kadar yine işler çok karmaşık değil. Sektörler gelişiyor, reklamcılık büyüyor, televizyon gelişiyor, dizi kültürü ortaya çıkıyor, boş zamanların değerlendirilmesi için mükemmel bir araç haline geliyordu televizyon.

Özel televizyonlar kuruldu. Müthiş eğlenceli programlar hazırlandı. Güç yetirip de gidemeyeceğimiz yerleri televizyonda gördük. Hayaller kurduk. Umudu, neşeyi, hayatı ve acıyı televizyonla evlerimize kolaylıkla sokabilir hale geldik.

Gerçekten konunun nereye bağlanacağını şaşıracaksınız ama şu küçük gezintiyi gerçekten birlikte yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Çok da detaya boğmadan, sizi 2019 yılına getireceğim. Ücretli yayınlar 2019 yılının ikinci yarısında Türk izleyici tarafından çok fazla talep edilir kanallar olarak listelenmeye başlandı.

İşte burada başkalaşım süreci başladı diye düşünüyorum. Ücretli kanallarda daha özgür, daha güzel işler izlerken uydu kanallarında işler kötüye gitmeye başladı. Televizyonu bir reyting kölesi haline getirdiler.

Reyting peşinde koşan televizyoncular her geçen gün çıtayı biraz daha zorladı.

Asla görmek istemeyeceğiniz şeyleri gördük televizyonda. Olmamış olmasını dilediğimiz saçmalıklara şahit olduk. Reyting getiriyor diye düşünebilme yeteneğimizi bir kenara bırakıp abesle iştigal her şeyi ekrana koyuverdiler. Ya da koymalarına izin verdik. Burası çok tartışılır.

Kaynağı belki biziz belki sektörün kendisi bilemiyorum ama geldiğimiz noktada artık televizyon eski ihtişamını kaybetmiş, gözden düşmüş devrik bir kral gibi.

Dijital Dünyada Yeniden Doğuş

Elbette hayat durmuyor ve hayatın içinde hep olduğu gibi eskiyenin yerini yenisi alıyor. Dijitalleşen dünyada, dijitalleşen yayının meyvesi dijital izleme platformlarına kitlesel olarak gerçekleştirdiğimiz göçlerimiz var. Burada sebep, artık talebe cevap veremeyen televizyon da olabilir kaliteli işler izlemek için para ödememiz gerektiğini kanıksamış olmamız da…

Türkiye’deki Dijital Medya Platformları

Netfilikşın’dan başlayan ve devamında oldukça kabaran listede neler var bir göz atalım, bir de bu platformları değerlendirelim istedim.

Ücretli ve ücretsiz dijital yayın programlarını harmanlayıp sizlere bir liste yaptım, içinde çok konuşulan Exxen de var, yüreklerin kıyısına dokunan Gain de…

Hadi bakalım ne çıkacak karşımıza:

? Bu listeyi en son 18 Ocak 2022 Pazartesi günü güncelledim.

#1 Netflix

Netflix 2016’da ülkemizde yayın yapmaya başladı. 190 ülkede yayın yapan Netflix ‘in ülkemizde son zamanlardaki yükselişinin en temel sebeplerinden biri orijinal Türk içeriklerine yer veriyor olması.

2021 Mart verilerine göre Türkiye’deki abone sayısını bu sayede oldukça arttırdı ve 3,5 milyonun üzerine çıkardı.

Şahsen kullanıyorum ama eleştiriye de çok açık olduğunu düşündüğüm bir platform. Bazı içerikler diziler veya filmler tamamen dayatma mantığı ile sunulmuş gibi. Zaten televizyonda bundan kaçmadık mı diye sormadan edemiyorum. Daha özgür yayın yapılabilen bir platformda, sağda solda çiçekle kamufle edilmiş yasaklı ve “cıs” maddeler görmüyor olmak daha iyi hissettirdiğinden eksi yönlerini de pek görmediğimizi düşünüyorum.

Dikkat Çeken Netflix Yapımları:

  • Squid Game
  • Dark
  • After Life
  • The Komisky Method
  • La Casa de Papel
  • Kulüp
  • Love Death & Robots
  • The Queen’s Gambit
  • Sex Education

#2 Amazon Prime

Arşivinin zengin olması nedeniyle tercih edilen Amazon Prime, bildiğimiz e-ticaret devi Amazon’un dijital platformda sunduğu bir hizmet ağı. Aylık ücretlendirmesi epey uygun olan Amazon Prime yeterince prim yapamayan dijital platformlardan. Bunda henüz yerelleştirilememiş olmasının da etkisi büyük.

#3 Blu TV

Bartu Ben, Alef, Bozkır, Yeşilçam ve Masum gibi yapımlarla ses getiren Blu TV sevimli ve ne istediğini bilen bir platform olarak göze çarpıyor. Bunların yanında Emin Alper’in Kız Kardeşler filmi de etkileyici. Ücretlendirmesi rakiplerine göre hayli uygun olan Blu TV hattı sayılır bir kitleye de sahip.  Ayrıca Saygı, Chernobyl, Pavyon, Normal People ve 7 Yüz de beğenilen yapımlar arasında.

#4 Mubi

Mubi, sanat ve festival filmlerine odaklanmış bir platform. Çeşitli ülkelerin sinemalarına yakından bakmak, kült filmleri izlemek ve hiçbir yerde bulamayacağınız baş yapıtları görmek için enfes bir seçenek.  Sanatseverlerin gözdesi olma potansiyeli oldukça yüksek bence.  Ücretsiz deneme süresini değerlendirip kendi yorumunuzu da katabilirsiniz. 7 günlük  ücretsiz deneme  süresi  veriyorlar.

Platformda Potemkin Zırhlısı’ndan tutun da Nuri Bilge Ceylan külliyatına, Macar sinemasından tutun da İran sinemasına kadar geniş bir yelpaze sizi bekliyor. Durağan ve yavaş akan filmleri seviyorsanız Beden ve Ruh adlı filmi önerebilirim.

#5 BeIN Connect

Türkiye’nin ilk ücretli yayın kurumlarından olan Digitürk’ün dijital dünyaya açılan kapısı da beIN Connect oldu. 30 günlük bir deneme imkânı sunuyor. Mantığı biraz daha televizyon mantığına yakın.  Canlı TV özelliğini de eklemişler. Bir bakılabilir ama şart mı bilemiyorum.

#6 Fox Play

Evet, tam düşündüğünüz gibi bu platform Fox TV ‘ye ait. Ücretsiz bir şekilde sunuluyor. Arşivinin aman aman bir tarafı yok baştan söyleyeyim. Bu tip dijital medya platformları miadını dolduruyor gibi. Bakılır mı bakılır, ancak müptelası olunmaz.

#7 Turkcell TV 

Kendi içinde mobil ve ev olarak ayrılan Turkcell TV arşiv ve fiyatlandırmada da makul bir seçenek. Mobil ücreti ve ev ücreti farklı şekilde konumlandırılmış. Bana  hiç  sıcak  gelmedi, siz yine de  kendi  değerlendirmenizi  yapın tabii ki.

#8 Puhu TV

Puhu TV’yi içten içe sevmemin önemli nedenlerinden biri Haluk Bilginer’in Emmy ödülü aldığı o mükemmel diziyi yayınlamış olması. Evet, evet Şahsiyet’ten bahsediyorum. Ses getiren birkaç dizi çalışması bulunuyor ama ücretsiz olarak yayın sunan Puhu TV,  kullanıcılarını pek memnun edebilmiş gibi görünmüyor açıkçası. İçeriği yerli yapım ağırlıkta, reklamı var derken pek de rahat izleme imkanı sunulmuyor. Bir ara Fi dizisi ile dikkatleri çekti ve Şahsiyet ile zirveye oynar gibi oldu ama sonra pek esamesi okunmadı.

#9 Exxen

Exxen, gelmeden reklamlarıyla göz boyadı ancak geldiğinde büyük bir hayal kırıklığına dönüştü derken son anda fena olmayan işlerle biraz da gönülleri fethetmeye başladı. İlk aşamada ortaya çıkan teknik problemlerin uzun süre giderilememesi ve içerik zayıflığı ile Exxen birçok yönüyle sınıfta kaldıysa da sonrasında toparlanma emareleri gösterdi.

Birçok fonksiyonunun çalışmıyor olması, reklamlı bile olsa para ödemek zorunda bırakması, o’su bu’su derken Exxen’i burada çok gömeriz ama biz yine de olumlu düşünelim diyen tayfa haklı çıktı, eksiklerini hızlıca tespit edip müdahale ederek seyircinin gönlünü kazandılar.

mı acaba? ?

Ben Exxen’de en çok Konuşanlar’ı izliyorum ama Cadde Cadde İstanbul, Gibi, İlginç Bazı Olaylar ve Leyla Mecnun da radarıma güzel olarak giren işler.

#10 Gain

Dijital medya platformları sıralamasında bana göre en iddialısını en sona sakladım. Beni oldukça heyecanlandırdı Gain. Kurucusu Gözde Akpınar. Biz Gözde Akpınar’ı elemli bir hal içinde ve insani yanıyla tanıdık.

Özgecan Aslan’ın vahşice katledilmesinde sesini çıkaran Gözde Akpınar, tüm kanallarda,  21 – 22 reklam kuşağında ekranları karartıp Özgecan için diyecek kadar cesur bir iş kadını.

Gözde Hanım, Gain ile yine farkını ortaya koyacağını gösteriyor. Banksy’nin tablolarından fırlamış gibi şık görünen logosu takdiri hak ediyor. Gain’in açılımı bile o kadar destekleyici ki! Güzel Ahlak İyi Niyet’ten yola çıkan Gain, bu keşmekeşi sonlandırabilecek güce ulaşsın istiyorum.

Güzel şeyler görmek için bizi yıpratmayan, amacı olan, niyeti olan ve bunlardan vazgeçmeden ilerleyen her kuruluşu desteklediğim gibi Gain’e de desteğim sonsuz.

Netflix’e rakip olmak niyetiyle reklamın babasını yapıp çöp olmaktansa, gönlümüzü kazanan, içimizi ısıtan Gain; içerikleri ve kadrosu ile de oldukça iddialı.

Mesela 10 Bin Adım, Terapist, İstanbul Apartmanları, İstanbul Hesabı, Metot, Bir Şifa Bağımlısının İtirafları, Ayak İşleri ve Ege Evleri enfes yapımlar olarak gözüme çarpıyor.


Değerlendirmelerimizi yaptık. Bir son söz söyleyip konuyu yorumlara taşıyalım,  gerçekten düşüncelerinizi çok merak ediyorum.

Televizyonda süregelen geleneksel medyayı terk etmeye çalışırken bundan boğulmuş ve sıkılmışken,  sadece para için “İzlenir yea” mantığıyla dijitali de çöpe çevirmeye çalışan kan emicilere karşı duranlara bir çağrım var: Kendinizi esir ettirmeyin!

Aldığımız nefese kadar para ödemeye alıştık evet ama bu düzen de elbet değişecek,  para verdiğimiz şeyleri seçiyoruz; bize yakın olanı değerliler safında değerlendiriyoruz artık.

Peki, siz hangi platformu neden seviyor ya da hangisini neden sevmiyorsunuz?