Efendim öncelikle uzun zamandır yazı giremediğimin, online olamadığımın farkındayım. Bu süreç içerisinde takip eden 25-30 kişi de takibi bırakmıştır diye düşünüyordum ama bırakmadıklarını anladım. Haliyle bu da beni oldukça sevindirdi. Yazamadım ama neden yazamadım bir sorun 🙂 Kısaca anlatayım zira yine zamanım yok fazla.

Ne oldu da bu kadar ayrı kaldık?

Evlilik hazırlıkları yapıyorum arkadaşlar, düşünün ki bugün tam olarak 2, 5 saat sonra nikahım var. Tabi düğün daha sonra olacağı için biraz daha rahatım. Hoş çok da sonra sayılmaz ama 🙂 Haydi ben anlatmaya geçeyim.

Efendim öncelikle ramazan ayı içerisinde bir iftardan sonra aileler tanıştı ve nişan gününe karar verdik. Bayramın 3. günü akşamı aile arasında düzenlenen bir nişan töreni ile nişanlanmış olduk. Bu sırada ben Fatma Nur’uma o da bana birer şiir okuduk Haydar Ergülen’den. O şiirleri burada yayınlamak isterdim ama internette bulamadım. Yine de merak eden olursa ki en azından bir iki kişi  merak eder diye düşünüyorum kitaptan yazarım.

Düzenleme: Videoda zaten şiir varmış.

sade nişan yüzükleri

Ha tabi bu sırada gelinlik ve damatlık alışverişimizi yaptık, damatlık şak diye hazır olurken gelinlik için 3 prova istendi. Kadınların işi daha zor ve ayrıntılı 🙂

gelin-damat-at üstünde

Sonrasında Istanbul’a gittik. 2 gün ev aradık Çekmeköy’de. En sonunda yine eşimin eski oturduğu evin bir sokak üstünde bulduk. Kirası biraz tuzlu ama en azından 3+1 olması bizim için büyük bir avantaj. Üstelik bir çalışma odamız bile olacak. Zaten eşim öğretmen olduğundan bir çalışma odası ikimizin de işine yarayacaktı.

Sonrasında Ümraniye-Modoko’dan mobilyalarımızı seçtik. Seçimimizi Yataş’ın markası olan Enza Home’dan yana kullandık. Ve yine aynı gün Teknosa’dan bir televizyon aldık. Yakında bir de ultrabook alacağız ama sanırım o düğünden sonraya kalacak. Malum takılardan gelen geliri akıllıca kullanmak lazım.

Sonrasında Karasu’ya döndük. Geçtiğimiz Pazartesi günü belediyeden nikah tarihi aldık ve bir takım şeyler gerekiyordu. Onları tamamladık. Tabi o kadar kolay olmadı burada yazdığım gibi. Mesela kan tahlili için 4 tüp kan aldılar ikimizden de. Daha önce kan vermeyen ve tansiyonu düşük olan ben kan verdikten 5 dakika sonra bayıldım. Bu hayatımın ilk bayılması olduğundan ürperticiydi. Şöyle ki insanların konuştuklarını duyuyorum ama tepki veremiyorum. Vücudumu taşıdıklarını hissediyorum ama gram tepki yok 🙂 Bir de işi ilginç kılan ayakta bayılmış olmam. Öyle düşme falan olmadı yani adam gibi bayıldım 🙂 Benim kan verme işlemim bitti. Benden sonra eşim kan veriyordu. Ben de o sırada camın kenarına oturdum. Eşim de kan verme işlemini bitirince haydi gidelim dedi ama ben gelebileceğimi sanmıyorum dedikten sonrasını hatırlamıyorum. Beni 15 dakika kadar dinlendirdiler. Klimalı bir oda olmasına rağmen kadar terlemiştim ki atletim komple ter olmuştu. Kollarım bile ter içindeydi düşünün yani.

Kan verme işleminden sonra bahçede de dinlendim biraz ve muzipliğim tuttu. Eşime yine bayılıyor numarası yaptım. Çok telaşlandı ve sonra kızdı bana. Tavsiyemdir yapmayın, yoksa çok kızıyor kadınlar 🙂

EVLILIK-CUZDANLI-DUGUN-DAVETIYE-350ADET-BASKI-DA__25653267_1Nihayetinde efendim, bugün nikâh var ve resmen evli oluyorum. Beni artık akşamları çağıramazsınız, ben istediğim gibi dışarı çıkamam ilgililere duyurulur 🙂 Eşim kızıyor. Bizde eşimin sözü geçer 🙂 Ayrıca dünyaca ünlü Mehmet Öz’ün söylediğine göre uzun yaşamın sırrı kılıbık olmaktaymış. Sanırım kadınların daha dikkatli ve pimpirikli olmasından kaynaklanıyor bu. Üstüne bir şeyler al üşürsün, soğuk su içme, dikkat et falan gibi önerileri annelerinizden hatırlarsınız. Evlendiğinizde bu misyonu eşiniz alıyor 🙂

Bundan sonra (1 Eylül) İstanbul’da olacağım. Orada olan arkadaşlarla daha sık görüşebiliriz diye düşünüyorum.

Bana müsaade artık, malum üstümü falan giyinmem lazım. Evlenmek zor olduğu kadar keyifli de bir uğraş arkadaşlar, sakın korkmayın 🙂

Arkadaşlar hepiniz davetlisiniz ama malum mesafeler uzak. Eğer gelebilirim diyen olursa bana cagri.m.alkan@gmail.com adresinden ulaşın görüşelim 🙂