Genel

Yorucu bir gününün ardından…

Yazar: Çağrı

Bugün sabaha kadar makale yazdım ve sanırım 06.30 gibi uyudum. 1,5 saat kadar sonra ise yeniden uyandım çünkü bir odun taşıma işi vardı. Yarım yamalak bir kahvaltı ile başladım güne, ardından da odunları taşıyacağımız fındıklığa (fındık bahçesi) gittik. Ben, babam ve erkek kardeşim Oğuz; odunların kırılmış vaziyette olduğunu ve onları taşıyacağımızı düşünüyorduk ama bayağı yanılmışız. Odunlar bildiğiniz fındık dalları ve kimisi 6 metre uzunluğunda, 20 kg ağırlığında. Üstelik bu odunları yaklaşık 100 metre mesafedeki yokuşu çıkarak yerlerine istiflemek zorundaydık. Yokuş dediğim yer de fındık bahçesi. Biraz gözümüze kestirdikten sonra başladık taşımaya ama daha ilk seferinde nefes nefese kaldık. Sonra ben, babama “Baba sen taşıma, burada odunları düzenle ve biz geldiğimizde o hazır odunları alalım” dedim çünkü 60 yaşındaki bir adama -her ne kadar bizden daha kuvvetli olsa da – o kadar yorucu bir iş yaptırmak vicdana sığan bir durum değil. 18 yaşındaki kardeşim Oğuz ile birlikte taşıma işlemini nihayete erdirdiğimizde saatler 15.30’u gösteriyordu. Çok yorulduk ama değdi be. En azından AÖF için cebime biraz para girmiş oldu.

Buna ek olarak; normalde fındık dalları ve yaprakları vücuduma değdiğinde sivilcelere neden oluyor. Bunu bile bile gittim 🙂

Taşıma işlemini takiben yan bahçede bir kabak gördük ki sormayın. Sanırım 40 kg kadar vardı. Ve büyüklüğü de dudak uçuklatan cinstendi. Ha bir de orada karpuzlar da vardı, çok canım çekti orada sıcağın alnında soğuk soğuk ama girmedim bahçeye. Komşu, bahçenize girmedim 🙂

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak