Baba’dır kızlarının prensi. Ben de evlenince böyle bir koca istiyorum dersin içinden. Bakarsın bakarsın, doyamazsın. En kötü anımda o oldu dersin. Hani düşmüştüm ya ben bisikletten o vardı yanımda dersin. Elleriyle temizledi üstümü dersin. İlk o öptü dersin benim dudaklarımdan. Her gece işten dönmesini bekledim, kazağını alıp koklardım. Eve geldiğinden hemen koşar boynuna sarılırdım. Kucağında uyuya kaldım kaç gece. Bazı günlerde çok yorgun gelirdi masaj yapardım ona olmayan gücümle. Oda tebessüm eder beni mutlu ederdi. Sonra evin içinde babama masaj yaptım ben diye herkese söylerdim. Bazen de öyle korkardım ondan ki, cebindeki bozuk paraları aldığım o gün tamda karşımdaki koltukta oturduk. Çocuk aklı işte ama öyle utanmıştım ki. Dizine oturtmuştu beni; başımı öne eğmiştim, çok utanıyordum.

baba ve kızAma kızmadı bana geri verdim hepsini koşarak sakladığım yerden alarak. Yine de kızmamıştı onca şey söylemişti ama hatırlamıyorum sadece kızmadığı için yüzüm gülmüştü. Yolda yürürken elini tutardım o varken hep güvendeydim. İzin günlerinde beni gezdirirdi Babam. Yanımızdan bir çocuğun geçtiğini fark edince hemen elini tutar o çocuğun gözlerinin içine bakardım. “O benim babam” derdim. Sanki kıskandırırcasına. Sonra yıllar geçti ama ben Babama artık sarılamaz artık konuşamaz hale geldim. En son ne zaman kokusunu içime çekerek, kulağına “İyi ki varsın Baba” dedim hatırlamıyorum. En son ne zaman karşılıklı oturup derdimi anlattım hatırlamıyorum. Şimdilerde böyle oldu ama ona her baktığımda eski günlerim geliyor aklıma. Şimdi rakı masasında mezesizim, şimdi şekersiz çay, ışıksız bir evim. Bari buradan söyleyeyim: “Seni Seviyorum Babacım..Aklıma geldikçe kazağını kokluyorum…”