Evet, “Emeksiz ekmek olmaz” diye cuk oturan bir söz var.  Şimdilerde bir çokları sanat adına emek göstermeden ilerliyor ve gerçekten de ilerliyor. İşin garip yanı bu. Hiç bir toplumsal derdi olmayan insanların bir kaç şarkı ya da film sonrasında medya tarafından sanatçı olarak ilan edilmesi ne kadar saçma bir durumdur böyle! Tiyatro hocam, yoldaşım, fikir arkadaşım, danışmanım Yusuf Ağabey’den öğrendiğim en nadide bilgilerden biri de şudur: “Sanatçı, derdi olan insandır!”

Bu fikre sonuna kadar katılıyorum, ilk duyduğum andan bu yana. Ben sanatçı mıyım; sanatçı adayı olduğumu düşünüyorum. Evet, benim de toplumsal anlamda dertlerim var. Ben de toplumu nasıl daha iyiye sevk edebiliriz diye düşünüyorum ama derdimi ciddi manada dillendirebilmiş değilim. Bu da zaman içerisinde vuku bulacaktır diye tahmin ediyorum.

Dolayısıyla sanatçı ile şarkıcıyı, oyuncuyu birbirinden ayıralım. Mesela Demet Akalın, Serdar Ortaç gibi isimler sanatçı değil, şarkıcıdır ama Zülfü Livaneli ve Sabahat Akkiraz sanatçıdır. Hepsinin derdi vardır çünkü. Toplumu iyiye güzele sevk etmeye çalışırlar. Mesela bir Şahan Gökbakar sanatçı değildir bana göre ama filmlerini pek kimsenin izlemediği Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Yeşimustaoğlu, Selim Demirdelen gibi isimler sanatçıdır. Bir Kıvanç Tatlıtuğ sanatçı değildir ama Şevket Çoruh, Olgun Şimşek gibi isimler sanatçıdır.

Bu liste böyle uzar gider. Fazla zamanınızı almak istemedim. Sanatçıları takip etmenizi ve onlardan feyz almanızı dilerim.