Beğendiklerim Genel

Sanal bebekler

Yazar: Çağrı

Hatırlar mısınız bilmem önceden, yani bilgisayarlar hayatımıza girmeden önce bir çok eğlenceli aktivitemiz vardı. Çocukluğumuza dönüp anlatabileceğimiz saklambaç, yakalamacılık, ortada zıçan, sek sek (bizim burada çizgi denir) misket gibi oyunlarımız vardı ama şimdiki çocukların Call of Duty, Need for Speed, PES gibi anıları olacak ne yazık ki… Ha unutmadan tasolar da bir çok ebeveyn ve büyükler tarafından kumar olarak görülse de onlar da güzeldi bence. Hatta benim çeşitli taso ve digimon tasolarından toplamda 1200 tane falan duruyor. İstemeyin göndermem. Hacı, bana da mı deme sana da olmaz. Çocuğuma anlatacağım onları ben ya. Küsme be güzel kardeşim bir iki tane veririm o zaman ne yapalım. Adresini gönder de kargolayayım ama kargo parası senden.

Neyse efendim makaraya fazla takıldım acemi balıklar gibi. (Şarkı geldi aklıma ya, acemi balık gibi ağlara dolanıııp….) Gelelim saadede… Canlarım cancagızlarım bilgisayarların yeni yeni piyasada yer edinmeye başladıkları dönemlerde sanal bebeklerimiz vardı hatırlar mısınız? Bir çoğumuzun olmuştur. Tabi bir çoğumuz derken 1983-1995 falan arasında olanlardan bahsediyorum. Ben 1987’liyim tam aralara yakın bir yerde kaldığımdan bilgisayarla büyümeyen şanslı nesilden biri oldum ve benim de iki tane sanal bebeğim olmuştu. Bir tanesi köpekti ya da insan mıydı hatırlayamıyorum ama bir diğeri dinazordu ve öldüğü zaman resmen ağlamıştım ya 🙂 Ciddiyim gülme güzel kardeşim ya. O kadar bağlanmıştım oysa arkasındaki tuşa sivri uçlu bir şeyler basınca tekrar canlanıyormuş, ne bileyim ben 😀 Geçenlerde bir arkadaşımda gördüm ve aklıma geldi paylaşayım dedim. Hatta bir de fotoğraf çektim üstüne.

Neyse efendim. Siz de bu gibi anılardan bahsederseniz ya da sizin de sanal bebeğiniz olduysa nasıl bir şeydi, neydi anlatırsanız makbule geçer. Sizi mimliyorum efendim… Altta ismi olanlar kısa da olsa bir şey yazarsa sevinirim 🙂

 

Ömer Faruk Çavuş

Peren C.

Aycan D.

Nurçin Ö.

Sezer İltekin

Tolga Çetinkaya

Ahmet Orhan

Ismail Usluer

Özgür

Melek 

Barış Ünver

Beyazıt Kölemen

Caner Öncel

 

 

 

 

 

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

19 yorum

  • Ahhh n’aptın kardeşim sen ya .. 😀 Off bütün eski güzel anılarım geldi aklıma .Ben accayip sarmıştım ya bildiğin gerçek etli butlu canlı bi evlat besliyomuş moduna girdim.Be çok seviyodum ya oyun değil bambaşka birşeydi benim için. Şimdi ise en kral oyunu getir pes 2012 .. crysis .. en babasını getir yinede o eski zamanlardaki tadı veremez. Keşke o zamanlar hiç geçmeseydi ..
    Muhteşem bir yazı olmuş hüzünlendim bi an ( ne alaka diyeceksiniz ama ya bunu kullanırken az annemden dayak yemedim dersimi yapmıyorum diye 😀 ).

    • Geçmiş geri gelmiyor Özgür ama ne yapalım, biz şanslı nesildik çünkü bizim bilgisayarımız sanal bebeklerdi, tasolardı, misketlerdi. Geceleri eve girmemek için gerekirse anneden dayak yeme pahasına dışarıda kalmaktı 🙂

  • İnanmazsınız yıl 2012, bugün gördüm aldım bir tane. 4 liraydı, çok da ucuzdu.. Bizim çocukluğumuzda o kadar el altında değildi annemlere aldırana kadar canım çıkmıştı, bizim orda pazarda oyuncakçılarda satıyorlardı. Artık cep telefonlarından bile oynanabilse de o cızıltılı sesi çok hoşuma gitti, eski günler geldi aklıma.. Muçi oynardık muçi 😀

  • Benim de olmuştu. Ama ne zor şartlar altında? Okulda herkesin vardı. Ben de istedim, izin vermediler. Ben de biriktirip aldım. Sonra annemler gördü, bu kız şeyi dediler kardeşime verdiler. 😀

    Sonracığıma bir de tasolar vardı. Ey gidi… Dondurmadan çıkarlardı. Kim duvara yakın atarsa diğerlerini de alırdı. 😀

  • Ne kadar biz nesillere “bilgisayar bağımlısı” deseniz de inanın yaptıklarınızın bir çoğunu bizler de yaptık ama tabii sizin kadar fazla yapamadık. Sanal bebekler de öyle… 2. veya 3. sınıftı sanırsam kırtasiyede satılıyordu ve hepimiz alıp bir hafta boyunca sınıfta oynamıştık fakat daha sonradan okulda yasaklanınca (niye yasaklandığını bende bilmiyorum) şahsen ben ondan sonra pek oynamadım.

    Annem de arada sırada “bizim zamanımızda seksek oynar, ip atlardık” der. İnanın, dışarıdan şimdiki kız çocukların hiç birinin bu gibi oyunlar oynadığı gözükmüyor ancak her hafta sonu olmasa da arada bir ben de dahil arkadaşlarım da oynuyor. Okulumuzun bahçesinde ip atlayan çocuklar olduğu için geçecek yer yok.

    Bazıları inanmayacak bu dediklerime ama gerçek… Birkaç apaçi, birkaç ergen yüzünden şimdi ki nesili aynı görüyorlar :/

  • Vay abim benim mimlediğin için teşekkür ederim öncelikle 🙂
    Bende tolga ve senin gibiydim abi gece gelmezdim eve :p babam derdi akşam namazından sonra eve girilmez diye ama fazla takmazdım babamı 😀
    biz mahalle kavgalarına giderdik topluca ama yumruk vurmak mı yok 20-30 kişi gittiğimizden kavga olmazdı hepsi pardon abiler yanlış yapmışız diyip kaçarlardı 😀 birde ben küçüklükten beri kiloluyum baya tüm arkadaşlarım beni önden gönderirlerdi 2 kişiyi tek alırdım diğerleride bunu görüp korkardı 😀
    Tasolar olmazsa olmaz arkadaşım beni kökmüştü ben babama demiştim baba beni köktü diye babamda tasoları geri almıştı 😀 aslında yanlış yapmıştı ama beni sevindirmişti sonra ben yine oynamış ve kaybetmiştim dahada sölemedim babama acı gerçeği kabullenmiştim 😀
    bende artık girişimci olmak istiyor ve iş hayatına atılmak istiyorum nasip kısmet 🙂

    hayırlı ve bol kazançlı günler sizinle olsun Allah yardımcınız olsun
    Kendinize İyi Bakın

    Ömer Faruk Genç …

  • Kardeşim mimlediğin için teşekkür ederim, yazını sıkılmadan gülerek okudum 🙂 Bende senin gibiydim yani misket,taso ve geceleri 11 de başlardık saklambaç oynamaya 1’e 2’ye kadar.Ama hayata erken atıldım olgun davrandım 11 yaşında iş hayatına atıldım ve onları ne akdar çok oynamak istesemde oynayamadım.Neyse fazla söze gerek yok güzel günlerdi, bu günlerimi gözümün önüne getirdiğin için ve beni de unutmadığın için teşekkür ederim 🙂

    Tolga Çetinkaya
    SanalBeyin.NET | Site Sahibi

    • Ben de aynı şekilde kardeşim 1’den aşağı eve girmezdik 🙂 Ve ben de erken atıldım iş hayatına ama çocukluğum hep içimdedir halen oynarım çocuklarla bazen saklambaç 😀 Sunay Akın’ın şiirinde olduğu gibi
      Yarısını tuttum
      Hasta yatağında anneme verdiğim sözün.
      Çocuk doktoru olamadım ama
      Çocuk kaldım…