Epey uzun bir zaman önce sevdiğim bir kardeşim olan Tuba’nın Instagram’da paylaştığı bir şiir üzerine Zeki Bayram’ı farkettim. Daha sonra kendisinin Tuba’nın öğretmeni olduğunu öğrendim ve film burada başladı. Zeki Hoca’nın şiirlerinin bazılarını internette okudum ve bana çok samimi geldi. Özellikle son yıllarda Türk şiirinde adı geçmesi gereken bir şair olduğuna kanaat getirdim. Kitabı edinmek istediğimde ise Tuba, Zeki Hoca’nın bana kitabı hediye edeceğini belirtti. Bu hem adıma imzalı ve ithaflı olması hem de tüm şiirlere kitap bütünlüğünde ulaşabileceğim için sevindirdi beni. Akabinde kısa bir süre sonra kitap elime ulaştı ve okuma fırsatı buldum. Neredeyse bütün şiirleri özlediğim çocukluğumun tadını verdi.

Çağırma Beni yorumum

Zeki Bayram‘ın kaleme aldığı kitap, Bayşad Yayınevi‘nden (Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği) 2016’da çıkmış. Tam olarak 96 dolu dolu sayfa… Kitabı hemen okuyup bitiremedim çünkü; şiir kitaplarını bir okuyuşta bitirmek bana biraz açgözlülük gibi geliyor. Şiir kitaplarını (hele de beğendiyseniz) azar azar ve sindirerek okumak lazım fikrimce. Ben de öyle yaptım. Günde en fazla 2 şiir okuyarak 96 sayfalık kitabı bitirdiğimde dimağımda bitmesinin hüznü vardı.

Kitap boyunca Sunay Akın, İbrahim Tenekeci, Fatin Hazinedar gibi başarılı şairlerin yazdığı şiirlerde hissettiğim duyguları ve hem mahcup hem çocuksu halleri hissettim. Hatta okurken bazen çocukluğumda sahura kalktığım zamanlarda hissettiğim o manevi huzuru yeniden hissettim. Zannımca Zeki Hoca, çocukluğuna halen özlem duyan, o zamanları özleyen nev-i şahsına münahasır bir şairimiz.

Şiirlerinden paylaşmak isterdim burada ama emeğe saygı açısından paylaşmamak daha uygun düşecektir sanırım.