Başlıktan da anlaşılacağı üzere, saat takma alışkanlığım yok arkadaş. Oysa o kadar güzel saatler var ki, görünce direkt almak istiyorum ama gel gör ki iki gün kolumda tutup iki gün sonra ağırlık yaptığı için ve yüzükle küpe dışında bir aksesuar taşıyamadığım için bir kenara bırakıyorum. Hatta ve hatta güneş gözlüğü bile takmıyorum. Düşünün yani o derece.

Evlendiğimizde eşim bir saat hediye etmişti, onu bile bir hafta taktım. 2 gün kendimden, kalan 5 günü de “Ulan o kadar hediye etti, ayıp olur şimdi çıkarırsam” diyerek 1 haftayı buldu 🙂

Öte yandan geçtiğimiz günlerde AÖF sınav sonuçları açıklandı, şükür ki mezun oldum. O sınav zamanlarında telefon yasak olduğu için bir saate gerek duydum sürekli fakat takamadım da. Ben de duvardaki saatten takip ettim akıp giden zamanı. Ha bir de askerde telefon olayı sıkıntı olduğundan mutlaka saat götürmen gerekiyor diyen arkadaşlar bolca mevcut etrafımda. Böyle giderse zorla da olsa bir saat alacağım.

Hiç mi saat takmadın derseniz; sünnet olduğum zaman eniştem (halamın eşi) bir saat hediye etmişti. Onu zannediyorum 1 sene kadar taktım. Bu arada ben saati mutlaka sağ koluma takardım, sonradan öğrendim ki tek değilmişim bu konuda. Bir çok insan da sağ koluna takıyormuş. Tabi genelde sol kola takılıyor.

Sonrasında bizim dönemlerden olanlar hatırlayacaktır, siyah kordonlu Casio saat modelleri vardı. O saatleri de 3 sene kadar kullandım ve en memnun olduğum saat oydu. Ve yine çocukluğumda hesap makinesi de olan genişçe saatlerden takmıştım 6 ay kadar. Hatırlıyorum da o tarihlerde Atatürk bugün yaşasaydı kaç yaşında olacaktı, öldüğü kaç yıl oldu gibi hesaplar için sık sık kullanmıştım.

Ve bir de Almanya’dan gelen kuzenimin getirdiği kocaman, bir uzay üssü izlenimi veren saatimi unutmamam gerek. Onu da koca bir yaz boyunca takmıştım ama bir gün denize girerken kolumdan kayıp düştü ve bir daha da bulamadım. Şimdilerde ise yaklaşık 2 senedir saat takmıyorum. Bazı internet sitelerinde ve saatçilerde bir saat görüp beğeniyor, satın almamak için kendimi zor tutuyorum. Sizin de beğendikleriniz, ağzınız sulanarak baktığınız saat modelleri vardır değil mi? Peki benim gibi saat takamayan bir tanıdığınız var mı?

Saat takamıyor olsam da alıcı gözle baktığım bazı saat modelleri var. Özellikle Casio bu konuda bana son derece çekici geliyor. Teknolojiye yakın adamlar olarak bizlerin seçimi de bu yönde olur diye tahmin ediyorum. Hepimizin bir Casio’su olmuştur hanımlar beyler, birbirimizi yemeyelim. Hatta musluğun altına tutup su geçirmemezlik testi de yapmışızdır.

Bu aralar yine böyle bir arayış içindeyim. Casio saatlere özellikle bakıyorum. Metal değil de deri kordonlu saatler daha çekici geliyor bana mesela Casio Edifice bu konuda yüreğimi zıplatmıyor desem yalan söylemiş olurum. Öte yandan köstekli cep saatleri de çok çekici ama takvimlerin 2015’i gösterdiği bu zamanlarda cep saati biraz fazla alaturka durabilir. Yine de bir kenarda köstekli cep saatim olsa fena olmaz.

Yazımı dedemin Seiko markalı saatine atıfta bulunarak sonlandırmak istiyorum. Rahmetlinin kolundan hiç çıkarmadığı bir parçasıydı. Kurmalıydı ve pile falan gerek duymazdı. Dedem, vücuttan aldığı manyetik alanla çalıştığını söylerdi de anlam veremezdim. Şimdi o saat memleketteki evimizde anıların arasında bekliyor. Bense burada saat takamamanın garip ızdırabı ile…