Malumunuz ki şu sıralar gündemimizin üst sıralarındaki konulardan biri “Okullarda serbest kıyafet uygulaması.” Bir kesim özgürlük adına bu hareketin doğru ve geç kalınmış bir adım olduğunu savunurken bir başka kısım gelir düzeyindeki adaletsizlik nedeniyle zengin-fakir ayrımının çok çabuk anlaşılacağı ve öğrencilerin üzerinde telafisi imkansız psikolojik sonuçlar doğuracağı görüşünde. Burada atladığımız bir nokta var aslında. Kimse bardağın dolu tarafından bakmayı seçmiyor.

Ben Ak Partili değilim. Asla bu partiye oy atmadım ve atacağımı da sanmıyorum ancak neden hep bir şeyleri düşünmeden yargılamadığımızı soruyorum kendime. Hani K. Atatürk’ün dediği gibi “Düşünen, sorgulayan ve fikirleriyle çözüm üreten” bir nesil olarak ülkemiz ve insanlık geleceği adına çalışacaktık? Tamam, belki yeterince doğru bir adım değil. Altyapısı hazırlanmadan direkt olarak uygulamaya geçilmesi bir hamle hatası olabilir. Bunun yerine birbirimizin yanlışlarını düzelterek ortak bir doğruya ulaşmaktansa sürekli kuyu kazma peşindeyiz.

Evet, bu uygulama zengin-fakir ayrımını gözler önüne serecek ancak biz değil miydik o sıralarda okurken keşke sivil kıyafetle okula gelsek diyen, karne günü sivil olmanın mutluluğunu yaşayan? İşte burada ortaya çıkıyor bir şeyleri iyiye yöneltmekten ve geliştirmekten ne kadar kaçtığımız. Biz istiyoruz ki herşeyi biz başlatalım, başkaları hep “Tu kaka” olsun. Ama öyle olmuyor işte ülkeyi geliştirmek. Adamlar yapmış bir uygulama, doğru veya yanlış. Dersin ki “Kardeşim, Senin ideolojini desteklemiyorum ama ülkemiz ve insanlık geleceği adına bu uygulamayı şu şekilde geliştirebiliriz”

En basitinden daha önce de olduğu gibi maddi durumu iyi olmayan öğrencileri belirlersin kimseye belli etmeden (Öğretmenler bu öğrencileri tespit etmede en önemli unsurdur) bir bütçe kalemini biraz kısar ya da eğitim ödeneklerinden ayıracağın para ile o öğrencilere tek tip olmayacak biçimde bir kaç farklı kıyafet alacak kadar para aktarırsın zengin-fakir ayrımını da böylelikle aşmış olursun.

Son olarak ; Dediğim gibi biz üretmek değil tüketmek peşindeyiz. Eskiden olduğu gibi üretmekten zevk alan bir toplum olmak istiyorsak, hataları söyleyip kenara çekilmek yerine o hatalara birlikte çözüm bulmanın yollarını aramalıyız.