Geçtiğimiz günlerde bilgisayardan ve ders çalışmaktan kafamı kaldırdığım zamanlarda kitap okuyayım dedim. Nitekim başladım da. Anı türü hoşuma gittiği için Vitali Hakko‘nun “Hayatım Vakko” adlı kitabına yumuldum. En azından 15 gün sürer diyordum ama öylesine içine çekti ki kitap 1 hafta bile olmadan kitabın son sayfasını kapağı ile birleştirmiştim. İnanın Vitali Hakko‘nun anılarını ve Vakko‘nun nerelerden bugünlere geldiğini, sektörün lideri olma sürecini okurken bilgisayarda geçirdiğimden daha fazla vakit geçirmeye başladım ve bu durum beni ziyadesiyle sevindirdi.

Kitabın yazarı ve Vakko‘nun büyük patronu, kurucusu Vitali Hakko ne yazık ki artık aramızda değil. 11 Aralık 2007′de hayatını kaybeden Vitali Hakko Ulus‘ta bulunan Arnavutköy Musevi Mezarlığı’nda sonsuz uykusuna çekildi. Hiç bir zaman Musevilere ya da bir başka dini ya da etnik kimliğe garezim olmadı. Ben kendimi insansever olarak tanımladım. Bunun daha çok bilinen versiyonu: Hümanist. Bu kitapla hem Musevileri  daha çok sevmeye başladım hem de Hakko’ya ve Hakko Ailesi‘ne duyduğum saygının yanına kitabın bana kazandırdığı sevgiyi iliklerime kadar hissettim. Hatta beni davet etseler ve Cem Hakko ile biraz oturup, sohbet etme imkanı bulsam ne güzel olur diye de düşünmüyorum değil. Kimbilir belki olur…

   Kitabın içeriğine gelecek olursak; Kitap boyunca Vitali Hakko’nun adeta çocukluğundan Vakko‘ya kadar uzanan süreci mükemmel bir dille anlatıyor. Mahmutpaşa‘daki çıraklık günlerini, işinden ayrılıp “Şen Şapka” ismiyle şapka mağazası açmasını (Şapka Devrimi‘nden hemen sonra) şapka modasının geçmesinden sonra eşarp işine girmesini ve 1962 yılında Beyoğlu‘nda ilk mağazasını açmasını, bu mağazanın isminin Vakko olmasını, devlet erkanı ve moda dünyasının global duayenleri ile sıcak ilişkilerini okudum bu kitapta. Bir marka nasıl marka olarak kendini kabul ettirir kavramını ilmek ilmek okudum.

Sözün özü: Vitali Hakko Türk Moda Endüstrisine sayısız katkıları olmuş, insanları kucaklayan yapısı ile adeta halen aramıza yaşayan ve kaliteden asla şaşmayan bir adammış. Mekanın Cennet olsun Hakko, geri kalanlara da konsantre yaşamlar dilerim.