Genel İnternet - Teknoloji Mim

Nereye kadar sosyal medya! [#BRDH]

Yazar: Çağrı

Geçtiğimiz günlerde bazı blog yazarları tarafından ortaya atılan ve benim de hak verdiğim bir soru vardı: Blog ruhu kaybedildi mi? Blog yazarları, yazılarının okunmamasından ve yorumlanmamasından dolayı bir yabancılık çekiyorlar artık, bu bir gerçek. Bunun en büyük nedenlerinden biri de sosyal medyanın aktif biçimde kullanılması. 140 karakter yazmak ve okumak varken insanlar uzun yazıları hem yazmaya hem de okumaya üşeniyorlar. İşte bundan kurtulabilmek için “Blog Ruhunu Diriltme Harekâtı” isimli bir oluşum meydana geldi. Facebook üzerinden örgütlenmek için gizli bir grupla başlayan ve benim de dahil olduğum grupta bir çok fikir ortaya atıldı ancak bunları benim belirtmem doğru olmaz. Ve ek olarak; #BDRH hashtagi ile birlikte sosyal medyada da bu oluşumun ses getirmesi için çalışma başlattık. Buna göre blog yazarları bu konu hakkında önerilerini karalayarak birbirlerine ve blog alemine yardımcı olacaklar.

BRDH 1

Bu konuda beni üç kişi mimledi ve kendilerine teşekkür etme ihtiyacı hasıl oldu: Tahsin, Sezer ve Taner‘e müteşekkirim.

Soruları ve cevaplarını yazıp sizi düşüncelerle başbaşa bırakmak istiyorum. Umarım bu atılım biz blog yazarlarına gereğinden fazla fayda sağlayarak amacımıza ulaşmamıza yardımcı olur.

Blog yazma ruhunu nasıl ve neden kaybettik? Nasıl kazanabiliriz?

Dilerseniz kısaca bu olaylara en başından bakalım. Yargılamak elinizde tabi, bu benim görüşüm.

  • Önceleri bilgisayar denilen bir cihaz yoktu hayatımızda, telefon da…
  • Sokaklarda oyun oynar akşam da eve gelir günlük tutardık. Telefon yerine de iletişimi kullanırdık.
  • Yani biz ezelinden beri, çocukluktan bu yana yazan insanlardık ama ne olduysa oldu, tüketim toplumu haline geldik ve elimizdekileri bir bir tüketmeye başladık. Önce yazarken parmaklarımızın ağrıdığı, silip yeni baştan yazdığımız mektupları yitirdik sonra günlük tutmayı bıraktık ve en sonunda blog yazmayı da zor bir uğraş olarak yerleştirdik zihinlerimize.
  • Twitter ya da Facebook gibi sosyal medya sitelerinde yazdıklarımızı, paylaştıklarımızı daha kısa cümlelerle anlatmaya çalıştık, zaman değerliydi çünkü ve insanlara daha çabuk ulaşmak gerekiyordu ama bilmiyorduk ki emek verilerek yazdıklarımız kadar içten olmuyordu sağdan soldan çaldığımız görseller, videolar, sözler.
  • İşte biz böyle tüketmeye başladık bir blog kültürünü ve tüketmek, hemen yazıp çıkmak ya da gün içinde defalarca yazmak, farklı şeylerden bahsetmek moda oldu. Çok şeyden bahseden kültürlü oluyordu çünkü ne hikmetse ve tükenmek istemeyenler blog yazıyordu. Yazmak bizi mutlu ediyordu, kısa paylaşımlarla beğeni toplamak umrumuzda değildi ama tüketmeye odaklanmış insanlar olarak bizler zorlaştırdık kendimize blog yazmayı ve böylece sonlanmaya doğru ilerledi, ölü bir cisim gibi dolanmakta aramızda halen blog yazarlığı. Emek vermek zor gelmeye başladı ve biz kendi ellerimizle öldürdük blog yazarlığını, kimse başkasında suç aramasın, bütün suç bizde.
  • Şimdilerde bilgisayarda oyun oynuyor ve eve gelip sosyal medyaya akıtıyoruz içimizdeki irini ya da gül bahçesini.
  • Sosyal medyanın bu kadar etkin olmadığı zamanlarda blog yazmak güzeldi, çünkü insanlar bunları okuyor, sizi seviyor ya da nefret ediyor ama en önemlisi takip ediyordu. Ve takip edilmek güzeldi, alkışlanmak kadar birinin bizden nefret etmesine neden olmak da güzeldi. Dediğim gibi çünkü birileri yazdıklarımızı okuyordu, önemsiyordu.
  • Ve biz ne yaptık biliyor musunuz? Arka planda yazarın seçtiği müzik çalarken okumanın keyfini yitirdik, bir kaç kelimenin bizi ağlatacak kadar vurucu olduğu gerçeğini yitirdik, şiirlerin gücünü yitirdik, derdini uzun uzadıya dökmenin rahatlatıcı etkisini yitirdik…
  • Bir insan neden 140 karakterle anlatır ki dertlerini, sevinçlerini? Neden içini pervasızca dökerek sayfalar dolusu yazmak istemez? Ben anlatamıyorum 140 karaktere sığmıyor dertlerim, sevinçlerim. Ben umarsızca, kimse okumasa da yazmak istiyorum. İçimin o kirli, o sarı, o bulanık irinlerini akıtmak istiyorum bir blog sayfasına. Yahut içimin lalezarını sunmak istiyorum, kocaman bir bahçe ile ve bunu deniyorum, belki başaramıyorum ama deniyorum en azından. Sahi siz de en azından denemenin mantıklı olduğuna inananlardansınız değil mi?

BRDH 2

 

Blog dünyasında ve kişisel hayatınızda son 3 senede neler değişti? Blog dünyası neden içine kapandı ve özgün,kişisel yazılar artık eskisi gibi yayınlanmıyor?

Bununla ilgili olarak yukarıda yazdıklarımı örnek gösterebilirim. Kişisel hayatımda blog yazarlığı yapmaya başlamamla birlikte nelerin değiştiği konusuna gelince;

  • Neler değişmedi ki..
  • O kadar çok insanla tanıştım, o kadar çok insana güvendim ki anlatamam.
  • Hiç biri de beni yarı yolda bırakmadı çok şükür. Yıllarca uğraşsam edinemeyeceğim bilgileri hiç bir çıkar olmadan benimle paylaşan mı dersiniz, bana kodlama öğreten mi dersiniz, her başım sıkıştığında gerçek yaşamda bile yanımda olmaya çalışan mı dersiniz. Hepsini yaşadım. Hep iyi şeyler yaşadım şu blog yazım serüvenimde.
  • Aradığım bir ayakkabının beni buralara kadar getireceğini söyleseler, yemin de etseler inanmazdım. Bkz: Adidas I Love Tokyo Ve bu ayakkabıyı halen bulamadım biliyor musunuz, bu da hayatın garip bir cilvesi olsa gerek…

BRDH 3

Blog dünyasının içine kapanması ile ilgili olarak yukarıda yazdıklarımın bir şeyler ifade ettiğine inanıyorum. Özet olarak; Hayatı zorlaştırdık kendimize ve tüketmek daha çekici gelmeye başladı. Birlikte üretmenin hazzını yaşayamaz olduk. Ve bu da nice emeklerle hazırladığımız bloglarımızdan soğumamıza yol açtı.

Peki bu ruhu nasıl diriltebiliriz yeniden?

  • Fikrimce daha kullanışlı bir rss eklentisi ya da yeni yazı yazıldığında haberdar edecek (mevcut sistemlerden daha kullanışlı olmalı) bir sistem oluşturulabilir.
  • Blog yazarlarının bir arada bulunmasını sağlayacak bir platform, bir site oluşturulabilir ve burada haftanın sitesi seçilerek kişiler teşvik edilebilir.
  • Buluşmalar düzenlenip birlikte keyifli vakit geçirilmesinin çok mantıklı olduğuna inanıyorum.

Diyeceklerim şimdilik bu kadar ancak çocuk aklıma bir şeyler gelirse eklemekten geri durmam. Bir çok blog yazarı mimlenmiş olduğundan özellikle şunu mimliyorum diyebileceğim biri yok ancak bana ulaşan biri olursa onu mimleyebilirim. Bir de aslında ulaşmanız gerekmiyor, bu durumdan muzdaripseniz siz de yazabilirsiniz. Son olarak; Twitter’da #BRDH hashtagini kullanarak  atacağınız twitlerle birlikte Twitter’ı içten çökertebiliriz 🙂

BRDH 4

 

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

14 yorum

  • Çok güzel bir yazı olmuş. Oldukça açıklayıcı ve uzun. 🙂 Blog yazarlarını bir arada tutan sistemler konusunda yazarları tutabilecek birşeylere sahip olunması gerek diye düşünüyorum. Daha önce yanlış hatırlamıyorsam, izmirliblogyazarları adında bir proje vardı. Ben üye olduğumu hatırlıyorum fakat 1 ya da 2 kere girip güncelledim. Dinamik yapısı çok kullanışlı değildi sanırım. Pek hatırlamıyorum ne olup bittiğini. Şimdi bir arama yaptım da, yok sanırım bunlar gibi bir proje. Yapabiliriz aslında fakat iyi plan yapılması gerek. Ben yazımı yazıp orada sadece paylaşmak için bulunmamalıyım. Ping sitesine döner proje. Sonra da fareler terkeder gemiyi. 😛 Kaptanlar kalır. Heh.

    • Teşekkür ederim Deniz. Ben çok da eski bir blog yazarı olmadığımdan onları bilmiyorum ama bundan sonraki süreçlerde bir arada olmalıyız fikrini destekliyorum ^^ Bence de mantıklı olan fareleri gemide tutmak 🙂

      • Ben de bir dayak hakediyorum ama. Hala yazamadım. Yazamama sebebim de yoğunluğum. İşimi bitirip bilgisayarı kapattığım anda uyuyorum. Şu akıllı telefonları kullanmak lazım yazmak için. 🙂

  • Abi seni uzun zamandır takip ediyorum :). Her halde sende Kocaeli’de bir yerde oturuyordun :). Bir ara bir çay içelim sohbet edelim :).