Türkiye’nin yetiştirdiği sayılı mizah sanatçılarından biri olan Orhan Boran, ülkemizde stand-up kelimesini belleklerimize yerleştiren isimdi. Bugün öğlen saatlerinden hayatını kaybettiği bildirilen Boran’ın cenazesinin yarın Erenköy Galip Paşa Camii’nde kılınacak olan öğlen namazından sonra toprağa verileceği öğrenildi.


Orhan Boran’ı biraz tanıyalım!

Boran 1928 yılında İstanbul’da doğduktan sonra Edremit Cumhuriyet İlkokulu’nu tamamlar.

Ardından da yatılı olarak Galatasaray Lisesi’ne girer. İlk sahne deneyimini burada yaşar.

İstanbul Şehir Tiyatroları rejisörü Necdet Mahfi Ayral’ın hazırladığı Moliere’in bir oyunu ile sahneye ilk adımını atar.

1946 yılında buradan mezun olan Boran, Türkoloji Fakültesi’ne yazılır.

Yine aynı sene içerisinde Necdet Mahfi Ayral’ın yardımıyla Muhsin Ertuğrul ile tanışır.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çalışmaya başlar ve Vasfi Rıza Zobo ile birlikte bir çok oyun sergilerler.

Radyoya duyduğu yoğun ilgi nedeniyle Türkoloji Fakültesi’ni 3. sınıfta bırakır ve Ekrem Reşit Rey’in asistanı olarak memuriyete başlar. Temsil Yayınları Rejisörlüğü yapar.

1956  yılında ise ünlü TV kanalı BBC tarafından açılan sınavda birinci olarak Londra’ya gider.

Dünya Gazetesi Londra Muhabiri olur ve 17 Şubat 1959’da başbakan olan merhum Adnan Menderes’in de yolcusu olduğu uçağın Gatwick Havalimanı yakınlarında iniş esnasında düşüşünü dünyaya ilk olarak o duyurur.

2002 yılında kolon kanserine yakalanarak iki ameliyat geçirir ve hayatının son yıllarını saçları dökülmüş biçimde geçirmek istemediği için “Öleceksem insan gibi bu halimle öleyim, şu dünyayı sefil halde terk etmek istemem. Hayranlarım beni hep bu halimle hatırlasın, saçları dökülmüş bir Orhan Boran olarak değil” der ve kemoterapi tedavisini reddeder.

Boran, BKM’nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) düzenlediği organizasyonda takvimler 10 Haziran 2005’i gösterirken “Orhan Boran Show” ile Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda jübilesini yapar. Boran bu tarihe kadar meslek hayatına 59 yılını vermiş ve sahneden 25 yıl uzak kalmıştır.

Boran, ülkemizde 1960’lı yıllardan bu yana gecel kulüplerinde “Ayaküstü Gırgırı” ismini verdiği etkinlikle stand-up geleneğini ülkemize kazandıran isim olmuştur. Televizyonun esamesinin dahi okunmadığı yıllarda hayatımızda henüz radyolar varken mükemmel Türkçesi ve kibar esprileri ile gönüllerde taht kurmuş, akıllara kazınan pürüzsüz sesi, nazikliği ve beyefendiliği ile unutulmazlar arasında yerini almıştır. 

 

Orhan Boran’a Yüce Allah’tan rahmet, yakınları ve sevenlerine sabır diliyorum. Mekanın Cennet olsun Boran…