Geçtiğimiz günlerde okuyup bitirdiğim iki güzide kitabı daha önce yazacaktım ama araya bir çok başka şey girince ne yazık ki bugüne kaldı. Çok kısa biçimde anlatmak gerekirse şöyle başlamam lazım: D&R’dan almış olduğumOğullar ve Rencide Ruhlarisimli kitabı okudum ve bitti. Uzun zaman sonra bir kitap okumak gerçekten iyi geldi ki bir diğerine hemen başlama gereği duydum. Büyüklerin dünyasına özgü her şeyi yaşı 5 ama zekası ve yaşamışlığı yetişkinlik yaşlarına denk gelen bir çocuğun dilinden anlatan bu kitapta ana karakter olan 5 yaşındaki Alper Kamu, zekâsı ve araya sıkıştırdığı yetişkinlerin bile ancak % 5’inin bildiğini düşündüğüm kültür-sanat bilgileri ile okuyanı bir yerden alıp bir başka yere koyuyor. Bir dedektif titizliğinden daha farklı bir ambiyansta söz konusu olan bir cinayeti çözmeye çalışan kahramanımızın 5 yaşında olduğunu hayal etmek bir hayli zor. Karakterin yetişkinlik ve 5 yaş arasındaki dalgalanmaları sanki biraz da isminden kaynaklı olarak Albert Camus’a gönderme gibi durmuyor değil. (Bkz: Alper Kamu-Albert Camus)

Sonrasında da bir çok şey yaptım o hafta boyunca ama ne yazık ki zaman probleminden dolayı yayınlayamadım. Kısaca onlardan bahsedeyim konu başlıkları halinde:

  1. Hakan Günday’ın “AZ” isimli kitabını okudum.
  2. Bu yılki teması “Anne ben barbar mıyım?” olan 13. İstanbul Bienali’ne katıldım ve eserleri, performansları görme fırsatı buldum. Bu yılın diğer yıllara göre biraz sönük olduğu da gelen bilgiler arasında.
  3. Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” adlı müzesini gezdim. Aynı zamanda aynı isme sahip olan kitabını okuyorum. 
  4. Leyla Mecnun’un fikir babası Onur Ünlü’nün yönettiği “Sen Aydınlatırsın Geceyi” isimli filmini Semaver Kumpanya’da (Kocamustafa Paşa) izledim.
  5. Bir çok farklı şey de oldu ama sanırım aklıma gelmeyecek.