Karadeniz’in duyarlı çocukları “Marsis” ile Karasu Aziziyespor yarasına yapılan yardımlaşma gecesi için şirin ilçemiz (Sakarya) Karasu’ya geldiklerinde samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Grup adına röportajı vokalist Korhan Özyıldız ile yaptık.  Grup üyeleri şöyle oluşuyor: 

Vokal: Korhan Özyıldız

Elektro gitar: Çağatay Kadı

Tulum: Mustafa Gökay Ferah

Kemençe: Ceyhun Demir

Davul: Yaşar Kadir Baş

Bas gitar: Evren Arkman

Klavye: Cem Yılmaz

 

Ayrıca bu etkinlik sırasında Akasya Durağı oyuncularından Timur Acar, Onur Şan, Arda Öziri gibi isimler de bize eşlik ettiler.

Sizi daha fazla merakta bırakmamak adına hemen röportajımıza geçiyoruz.

Korhan, biraz kendini tanıtır mısın?

Ben Korhan Özyıldız. Grubun kurucusu ve solistiyim.

Daha öncesinde müzik hayatınızda ne şekilde yer alıyordu?

Benim hayatımda müzik hep vardı ve dedemden gelen bir şeydi. Tam anlamıyla Laz bir dedem vardı. Ne yazık ki İstanbul’a gelirken kaybettik kendisini. Bu yola çıkmamı sağlayan en büyük etken odur. Lazcayı ondan öğrendim ben. 7 yaşıma kadar Türkçe bilmiyordum. Sürekli Lazca konuşuyordum. O şarkılarla büyüdüm. Okulda sistemle karşı karşıya geldim. Dilimizi unutturmaya, kültürümüzü unutturmaya çalışıyorlardı. Lazca konuşma Türkçe konuş diyorlardı. İlk ve ortaokulda da benzer şeyler oldu. Orada flüt çaldırmaya çalışırlardı ya; ben nefret ederdim flütten. Bundan dolayı bayağı bir süre uzak kaldım ben müzikten. Hatta çoğu insan şaşırdı; “Sen müzik dersi hep kötü olan bir öğrenciydin. Hep ayıp olmasın diye 2 ile geçiyordun” dedi.

Lisede başladı, gitarla tanıştım. Ondan sonra da bütün hayatım değişti. Ve istediğimi yapmaya başladım; başkasının dayatması olmadan…

Marsis ilk kurulduğunda kimler vardı?

Marsis’i kemençecimiz Ceyhun Demir’le birlikte 2006’da İstanbul’da kurduk. Zaten Ceyhun’la aynı memleketteniz. (Rize-Fındıklı)

Peki adı neden Marsis?

Yeni bir grubumuz olacak. Rock müzik yapacağız ama ismini ne koyalım derken ikimizin de Rize Fındıklı’da her zaman hava açıkken gördüğü dağların en yükseği Marsis olmasına karar verdik.

Sonra kimler dahil oldu gruba?

Elektro gitarda Çağatay, bas gitarda Evren, davulda Yaşar, tulumda Mustafa, en son da klavyeci Cem dahil oldu.

Karadeniz’e özgü enstrümanları rock müzikle nasıl birleştirdiniz?

Kemençe ve tulum gibi enstrümanların rock müziğe uyum sağlaması çok zor aslında. Bu kemençeyle olmuyor diye diye kemençeci arkadaşımıza elektro kemençeyi icat ettirdik. (Kendisi çalgı yapım mezunu) Bu da dünyada bir ilktir. Tulumda ise sürekli çalışmalar yaptık, o uyumsuzluğu kotarabilmek için. Elektronik bas mikrofonlarla, gitar pedallarıyla tulum çalmaya uğraştık. Bu otantik düşünen bazı insanların kafasını karıştırsa da bizim için evrensel olmak daha önemliydi.

Şimdi nasıl gidiyor çalışmalar?

İlk albümümüzü 2009’da Kalan Müzik’ten çıkardık. Tabii bu arada bir sürü konser verdik. Hem Türkiye’nin dört bir yanında hem de Avrupa’da… Yine devam ediyor konserlerimiz. Bu arada TRT’nin çektiği “Ayı ve İnsan Bitmeyen Çatışma” adlı belgeselin müziklerini yaptık. Ondan sonra bir çok küresel ısınma eylemlerinde, hidroelektrik santral eylemlerinde, nükleer santral eylemlerinde hem aktivist olarak hem de müzisyen olarak bulunduk. Şimdilerde ikinci albüm hazırlığı içerisindeyiz. Bir senedir hazırlığımız en iyiyi yakalamak ve iyi bir albüm çıkarmak için sürüyor. Bu da uzun bir süreç, şarkılar seçiliyor, besteler yapılıyor, sözler yazılıyor… Biz hazırlığımızı sona erdirip iki aylık bir zaman diliminde çıkarmayı düşünüyoruz. Yılbaşına çıkarmayı planlıyoruz.

Albümün adı belli mi?

Henüz belli değil ama şarkılardan çıkacak.

Farklı bir şey var mı bu albümde?

Tabii, bahsedeyim. Mesela Gürcistan’a gittik ve üç şarkının kaydını orada yaptık. Albümde Gürcüce, Rumca, Lazca parçalar var. Lazca zaten benim ana dilim. Bu dillerde özellikle müzik yapmamızın amacı da farklılıkların güzelliğini ortaya koymak, Karadeniz’de olduğu gibi bir sürü halkın bir arada ve kardeşçe yaşamasını istememiz ve bunların asimile politikalarla yok edilmeye çalışılmasını önlemeye çalışmak.

Bundan sonraki konserler nerelerde olacak?

19 Kasım’da Duisburg’da konser verdik. 25 Kasım’da 22.00 sıralarında Livane Pub (Kadıköy) ve 1 Aralık’ta da Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde (Pendik) olacağız.  Bu arada televizyon programları falan olacak.

Nükleer santral, hidro elektrik santral gibi toplumsal sorunlara eğildiğinizde herhangi bir sıkıntı yaşıyor musunuz?

Zaten öyle bir sıkıntımız olmasa buna böyle bir tepki göstermeyiz. Güzel giden şeylerin her zaman arkasında dururuz ama…

Emniyet güçleri ya da diğer güçler tarafından durdurulmaya çalışılıyor musunuz?

Yo, bu konuda rahatsız edilmiyoruz çünkü biz insan temelli bakıyoruz herşeye. Mesela bu bir devrimdir; bazen polisler bile bizim yaptığımız eylemlerde alkışlıyor ve konuştuğumuzda karşı çıkmıyor.

Peki, Marsis’in amacı nedir?

Biz sadece bir müzik grubu değiliz. En baştaki amacımız çok iyi müzik yaparak kültürümüzü yaşatmak. Bu misyonun farkındayız. Bunun için aşkla mücadele ediyoruz. Bir taraftan da sanatçı, müzisyen denilen insanın sorumluluklarının olması gerektiğini de biliyoruz ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Dünyada herşeyin daha güzel gitmesine bir katkı sağlamak için çalışıyoruz. Çorbada bizim de tuzumuz olsun, hatta daha fazla olsun diye uğraşıyoruz. Amacımız en başında evrensel olmaktır. Neden Balkan müziği ya da Arap müziği, Hint müziği gibi Karadeniz müziği de dünyada popüler olmasın… Neden dünyada her yerde söylenmesin! Biz rock müziğin enerjisiyle, ruhuyla bizim müziğimiz ve Karadeniz müziği, Karadeniz insanlarının düşüncesi; asi ve dik duruşu, insancıl yanlarını yansıtma düşüncemiz ve tüm diğer unsurlar evrensel bir şeyler yapma isteğimizin göstergesidir.

Son spontane sorumu soruyorum: Yaptığığınız müziğin sert oluşu coğrafyadan da kaynaklanıyor mu?

Tabii ki; rock müziğin sertliğiyle Karadeniz müziğinin asiliği ve yaşam şartlarının zorluğu bundaki en büyük etken. Hem o coğrafyanın insanlarının gülen yüzlerindeki enerjiyi veriyor müziğe hem de Karadeniz’in dalgaları gibi asi ve coşkun havayı sağlıyor. Adeta simge haline geliyor.

Çok teşekkür ederim Korhan, zaman ayırdığın için.

Ne demek ben teşekkür ederim. Görüşmek üzere…