John Carter usta deneyeimli bir askerdir. Ünvanı yüzbaşıdır ama eşi öldükten sonra kendini savaşlardan çekmiştir. Film 1850’li yıllarda geçmektedir.  Carter, kendini artık altın aramaya vermiştir. Sürekli Örümcek Mağarası diye bir yerden söz eder ve orayı bulmayı çalışır. Yine bir gün bara soluklanmaya giden John Carter süvariler tarafından yakalanır. Kendisi de süvari olduğu için onu tekrar göreve çağırırlar ama John Carter “Artık bu savaş benim savaşım değil!” der.” Ben vatana borcumu fazlasıyla ödedim!” der. Esir alınan John Carter ordan kaçmayı başarır ve süvariler peşine düşerler. Tam o sırada karşısına Kızılderililer çıkar ve savaşırlar. Süvarilerin komutanı yaralanır ve John Carter onu kurtarmak için geri döner. O sırada peşlerine Kızılderililer takılır. John Carter, komutan ile beraber bir mağaraya saklanır. Kızılderililer onları bulur ve bir işaret görüp Kızılderililer oradan giderler. John Carter yukarı bakar ve örümceğin işaretini görür. İçeri girer ve bir masa üzerinde işaretler görür. O sırada ansızın beliren bir adam gelir ve Carter onunla savaşıp onu öldürür. Adam tam ölürken bir şeyler söyler ve elinde bir alet vardır.  Aleti alan John Carter adamın söylediği son sözü tekrarlar ve kendini bir anda başka bir yerde bulur.  Aslında burası Mars Gezegeni’dir. Macera yeni başlamıştır. Görsel efektlerle zenginleşen film izlenmeyi hakediyor. Bilimkurgu sevenler kaçırmasın diyorum.

Keyifli seyirler…