Etrafınıza bir bakın. İnsanların nelerden mutlu olduklarını gözden geçirin. İlk etapta size oldukça normal görünecek ama biraz olsun meseleye odaklanınca görünenin altında yatanın çok daha farklı olduğunu göreceksiniz. Şimdi kendinize sorun bakalım şu soruyu: “Ne olsa mutlu olurum?” Bir çoğunuzun cevabı şu şekilde olacaktır:

  •  Ah şu Adidas ayakkabıyı alsam ne kadar mutlu olurdum.
  •  Ah şu araba bende olsa ne kadar mutlu olurdum.
  •  Ah şurada tatilde olsam mutluluktan ölürdüm.
  •  Şu kıyafet, şu elbise, şu ev, bu gece kulübü, bu kumsal…

Liste böylece uzar gider. Şimdi meselenin alt metnine bir bakalım: Yukarıda yer alan mutluluk sebeplerinin hepsi tüketimle alakalı. Yani demem o ki tüketerek mutlu olan insanlar olduk. Halbuki bundan 50-60 sene öncesine hatta ve hatta 20 sene öncesine kadar durum böyle değildi. İnsanların en büyük mutluluk kaynaklarından biri akşam eve gittiklerinde ailesini görmekti.

insan-tuketmekten-mutlu-olur-mu

Ayşe Teyzeler, Fatma Teyzelerin bahçesine giderdi yardıma. Ve onlarca komşu bir arada koca bahçeyi kısa sürede bitirirdi. Güle eğlene, sohbet ede ede biterdi bahçe ve insanlar yorgunluk bilmezlerdi. Ertesi gün bir başka komşunun bahçesi yine aynı neşe ve minnet içinde bitirilirdi.

Peki şimdilerde insanlar özlemiyor mu o güzel günleri? Özlüyor ama artık çok geç gibi geliyor. Ancak teknoloji ve lanet olası siyasetin ortadan kaldırıldığı ya da en asgari seviyeye indirildiği bir çağda olma ihtimali mevcut. İnşallah bu bahsettiğim ve özlediğim zamanlara geri dönebiliriz.

Keyifle, sıhhatle…