Bilindiği üzere uzun bir süredir iktidarda olan Ak Parti, bir çok şeyi alıp götürdü. İyi şeyler yapmadı mı yaptı ama neye yarar iyilikler kötülüklerin % 1’i kadarsa? Beni okuyanlar arasında Ak Parti’ye muhalif olanlar olduğu kadar destekleyen ya da sempati duyanlar da vardır, bundan eminim ancak hepimizin kandırıldığı bir dünya düzenini kim ister ki? Ben eski bir gazeteci olduğumdan bir çok şeye eleştirel yaklaşıyorum ve ne dolaplar döndüğünü az çok tahmin edebiliyorum. Şimdi kısaca bir başlangıç yazısı yazmak istiyorum.

Bir çoğunuz bilirsiniz 4 büyük güç vardır: Yasama, yürütme, yargı ve medya. Bu güçlerin herhangi birini elinde bulunduran yönetim konusunda söz sahibidir. Ben bunlara kendimce üç başlık daha ekleyerek 7 büyük gücü ele alacağım. Diğer üç güç ise eğitim sistemi, askeriye ve sanat…

Gelecek dönemlerde yeniden iktidar olmanın ve rant elde etmenin önünü kesecek olan bu 7 büyük güç şu aralar iktidarın eline geçmek üzere. Bir tanesi hariç…

   Yasama denilen kavramı ellerine geçirdiler çünkü yeni yasalar çıkarmak, bazı yasaları kendilerine göre şekillendirmek ve istedikleri hakimleri atamak ellerini kuvvetlendirecekti.

Yürütme denilen kavramı ellerine geçirdiler çünkü bazı yasaların uygulanmasına karşı çıkmak işlerini kolaylaştıracaktı. Savaşların yönetimini kendilerine göre düzenleyeceklerdi. Bazı yargıçları atayarak ve bazı suçluları affederek kozlarını kullanacaklardıç

Yargıyı ele geçirdiler çünkü balyoz, internet andıcı, ergenekon gibi konularda yargı gücünü kullanarak ileride ya da mevcut durumda kendilerine engel olacak, yollarına taş koyacak isimleri saf dışı bırakabileceklerdi. (Mustafa Balbay, Nedim Şık gibi isimleri düşünün…)

Eğitim sistemi ellerine geçmek üzere çünkü eğitim sistemini 4 artı 4 artı 4 ile tümden yıkarak kendi sistemlerini dayatarak ileride zehir gibi kafası çalışacak ve “Siz bunu bunu yanlış yapıyorsunuz” diyecek gençleri ota dönüştürerek gelecek tehlikeleri ortadan kaldırabileceklerdi. Ayrıca 19 Mayıs’ın kutlanmasının neredeyse önüne geçerek Türklük bilincine sahip olmayan bir nesil yetiştireceklerdi.

Askeriyeyi ele geçirdiler çünkü üst düzey askerler, sesleri çıkan aydın kimselerdi ve yollarına taş koyacaklardı. Bir çok muvazzaf üst düzey askeri (vazife başındaki asker) hapse gönderdiler. Yerlerine kendilerine yakın isimleri yerleştirmeye çalışıyorlar ve büyük oranda da başardıklarına inanıyorum.

İşte bir tek sanatı ele geçiremediler, sanatın özellikle tiyatro kısmını ele geçirmeleri son derece zor. Tiyatro sanatçıları, emekçileri şehir tiyatrolarının başına bürokratların getirilmesi ile ilgili olarak son derece sert çıkışlar yaptılar. Bu da iktidarın gözünü korkuttu. Sanatçı adam derdi olan adamdır, derdi olmayan oyuncu olur, müzisyen olur ama sanatçı olamaz. Yusuf Demircioğlu Ağabey’imin bana öğrettiği en anlamlı şeylerden bir tanesidir bu. Tiyatronun merdivenlerini tırmanamayacaklarını düşünüyorum. Sanat emekçilerinin buna müsaade etmeyeceğine inanıyorum. Kim bilir bakarsınız iktidarın yerle yeksan olması sanat ile olur…