Selam,

Dün akşam eşimle birlikte bir tiyatro oyunu izledik. Benim geçtiğimiz Mayıs’a kadar 2 yıl boyunca çalıştığım ve güzel anılarla ayrıldığım Tiyatro Adam, Ortaköy Afife Jale Sahnesi‘nde “ İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu? ” adlı oyunun prömiyerini yaptı. 

Prömiyer, bir tiyatro oyunun, sahne çalışmalarından ve kesin biçimini aldıktan sonra, seyirci önünde oynanışının ilk gecesidir.
Bu geceye ben de eşimle birlikte davetliydim. Patroncuğumuzu ne yazık ki evde bırakıp oyuna gittik. Tam Beşiktaş’ta Ortaköy otobüsü bekliyorduk ki Alican‘la (Alican, bizim 2 sezon önceki 5. Frank adlı oyunda rol alan arkadaşım.) karşılaştık. Birlikte Ortaköy’e geldik. Bu sırada tiyatronun önünde Mehmet‘le de karşılaştık. (Mehmet de 5. Frank da rol alan arkadaşım.) Özlemişim bu adamları, velhasıl daha sonra buluşmak üzere sözleştik. Ben ve eşim oyuncuları görmeye ve başarılar dilemeye çıktık yukarı. İlk olarak Uğur ile karşılaştık. Uğur’u daha bir özlemişim çünkü kendisiyle 2 senemiz geçti dolu dolu. Sonra Çetin Abi ve Ayça Abla‘yı gördüm. (Çetin Abi ve Ayça Abla yine ben varken 2 sezon oynanan “Arturo Uİ’nin Önlenebilir Tırmanışı” isimli oyunumuzdaki oyuncular.) Onlarla biraz muhabbet ettikten sonra ben müsaade isteyip minik bir ağız tatlandırıcı hediye vermek üzere salona girdim. Oyuncuların çoğu kulisteydi. O sırada sahnede olan Berk ve Fatih Abi ile sarılıp hasret giderdim. Başarılar diledim. Ardından dışarı çıkıp Çetin Abi ve Uğur’la sohbet ettik. Sonra da efendim nihayet oyuna girdik. Güzel bir yerden izledik şansımıza.

Oyundan kısaca bahsetmem gerekirse;

 İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu? Her şeyden önce yani… 

Bu yıl 10. yılını kutlayan yani tam 10 yaşına girmiş bir tiyatro olan Tiyatro Adam’ın sahnelediği oyun, Nazım Hikmet’in aynı adlı eserinden sahneye konulmuş ve Tiyatro Adam, Emrah Eren rejisiyle harika bir sunum yapmış.

 Oyunun sorduğu güzel bir soru var:  İnsan neden güç ve mevki sahibi olduğunda erdemlerini unutur?

Oyunun konusu: Olay Rusya’da geçer. Bir taşra kasabasında… Her şeyden önce yani, insanlara kağıtlardan çok inanan, kasabanın en sorumlu mevki sahibi amiridir, Petrof. Dürüst, yardım sever, iyi bir insandır. Bütün kasaba onu seviyor, saygı duyuyordur.

Peki ya otorite? Otorite sahibi midir?

Erdemleri ve otoritesi arasında sıkışmış bir insanın, her çağda karşılaşılan, çok tanıdık, hatta başımıza gelebilecek değişiminin/dönüşümünün yarı tatlı öyküsüdür bu…

Trajik, komik, hipnotik bir öykü…

Peki ama bu öyküde “İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu?”
 Oyun ekibi 
Yazan: Nazım Hikmet

Yöneten: Emrah Eren

Dekor- Kostüm Tasarım: Barış Dinçel

Işık Tasarım: Yüksel Aymaz

Hareket Düzeni: Esra Yurttut

Afiş/Görsel Tasarım: Elif Ergür

Sahne Amiri/Müzik kumanda: Uğur Aksu

Işık Kumanda: Mustafa Erdem

Reji Asistanı: Metehan Çetinalp

Sosyal Medya Uzmanı: Emirhan Savaş

Oyun Fotoğrafları: Emre Mollaoğlu

Oynayanlar:  Aşkın Şenol, Baransel Gürsoy, Berk Yaygın, Deniz Özmen, Fatih Koyunoğlu, Gökhan Azlağ, Pınar Tuncegil

 Oyundan notlarım: 

2 perdelik oyun yaklaşık olarak 2 saat sürüyor. Tiyatro Adam’ın izlediğim diğer oyunlarına oranla daha az hareketli olduğunu söyleyebilirim ama zannedilmesin ki oyunda hareket çok az! Aksine oyunda kapılar ve diğer aksesuarlar/dekor ögeleri ile birlikte hareket arttırılmış. Yani durağan bir oyun izlemeyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Oyunda “Kapılar” çok güzel kullanılmış. Ayrıntı vermek istemiyorum, izleyince göreceksiniz. Ayrıca telefon sahneleri, tren sahneleri, saat sahnesi gibi sahnelerde de oyuncuların kendi seslerinin olması Tiyatro Adam’ın “Acapella” benzeri unsurlardan vazgeçmediğini gösteriyor. İyi ki de vazgeçmiyorlar diyorum ben. Ayrıca yine vazgeçilmeyen unsurlar göze çarpıyor. Bundan önceki son iki oyun olan “Arturo Uİ’nin Önlenebilir Tırmanışı” ve “5. Frank“da da kullanılan aksesuarlar mevcut. Mesela şapkalar, Tiyatro Adam’ın bu oyununda da var. Yine aynı şekilde ceketler ve devlet dairesi münasebetleri de… Bunlar güzel şeyler, yakışıyor.

Yer yer sarsıldığınız ve kendi hayatınızdan sorgulamalara da kapıldığınız bu oyun, sezonun en iddialı yapımlarından biri olmaya aday bana göre. Otorite ve sevilmek/sayılmak arasında seçim yapmak zorunda kalsanız hangisini seçerdiniz sorusuna cevap olarak otoriteyi seçen bir adamın sonu anlatılıyor.

Benim bir de öngörüm var; Büyük ihtimalle oyunun ismi kısa bir süre sonra sadeleşecek ve tıpkı “Arturo Uİ’nin Önlenebilir Tırmanışı”nın zamanla sadece “Arturo Uİ” olarak ifade edilmesi gibi “İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu” yerine sadece “İvan İvanoviç” olarak anılacak.

Oyun gerçekten akıp gidiyor. Daha uzun olsaydı keşke diyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki 2 saat geçmiş. Yine Tiyatro Adam’ın diğer oyunlarına göre daha anlaşılabilir bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Oyunculuklara gelecek olursak, benim bu konuda çok öyle aman aman diyeceğim bir şey yok, hepsi çok iyiydi. Her biri için minik özetler yapmam gerekirse;

 Oyunculuklar 

Aşkın Şenol: Sahnede zaten dev bir oyuncu ama bu oyunda onu en farklı kılan öge, nine rolü olmuş.

Baransel Gürsoy: Tiyatro Adam’a 5 yıl boyunca ışık tasarımcısı ve ışık kumanda hizmetini büyük başarıyla veren bu adam, Tiyatro Adam sahnesinde yeni olmasına karşın minimalist oyunculuğu ile göz dolduruyor. Adını daha sık duyacağımıza eminim.

Berk Yaygın: Her zamanki eşsiz karizması ile sahneyi dolduran adamlardan bir tanesi. Sınıf ayrımını ele alan rolünde gerçekten göz dolduruyor.

Deniz Özmen: Bir çok oyundan alışık olduğumuz taşı gediğine koyan oyunculuğu bu oyunda da mevcut. Ayrıca katip rolündeki komik/kararlı tavırları ile de gülümsetiyor.

Fatih Koyunoğlu: Komik ve aynı zamanda inceden dokundurmalı nutukları ile epey ses getireceğe benziyor. Ayrıca kendisinin bu oyunla birlikte zirveye çıktığını düşünüyorum. 4 farklı oyunda izlediğim en iyi Fatih Koyunoğlu performansı buydu.

Gökhan Azlağ: Her zamanki sempatik tavırları bu oyunda yerini bambaşka bir oyunculuğa bırakmış. Bu kez gizemli bir adamı oynuyor ama hep olduğu gibi altından kalkmasını beceriyor. Sanki ömrü boyunca hep gizemli adam oynamış da bu kadar ustalaşmış gibi…

Pınar Tuncegil: Kendisini ilk defa izledim, bu oyunla birlikte Tiyatro Adam’a dahil olmuş. Umarım uzun soluklu olur çünkü o kadar erkeğin içinde insan daha naif birini, özellikle zarif bir kadın arıyor. Pınar da bu yönde çok mantıklı bir seçim olmuş. Sempatik oyunculuğunun yanında hamile rolünde de kayda değer bir oyunculuk sergiliyor.

 Oyunda ışık düzeni 

Bu konuda harika işler çıkartan Yüksel Aymaz, bir kez daha kalitesini göstermiş. Taşınabilir ışıklar, aynalardan yansımalar gibi unsurlar harika bir görünüm yaratmış sahnede. Ayrıca ışık kumanda da bulunan Mustafa Erdem‘e de buradan bir alkış, zira bu işin emeğinin ne derece yüksek olduğunu biliyorum.

 Oyundaki ses ve müzik düzeni 

Zaman zaman durağan, zaman zaman ise hareketin sınırlarını zorlayan ses düzeni de koca bir alkışı hak ediyor. Arada bir gelen o metalik sesler sinir bozucu olsa da oyun içine iyi yedirilmiş ve hikayeye güzel hizmet ediyor. Burada sahne amiri ve ışık kumandacısı Uğur‘u da alkışlamak lazım. İki işi bir arada yürütmek kolay değil.

 Mutfak Ekibi’ne dair notlarım; 

Yönetmen: Emrah Eren, rejisini gerçekten çok sağlam kurmuş ve sanırım sahneye de aynı doğrultuda konulmuş. Oyunun sadece bir sahnesini bile izleseniz kalite koktuğunu farkedeceksiniz.

Dekor ve kostüm tasarımı: Burada da Barış Dinçel faktörü devreye giriyor. Tiyatro Adam’ın birlikte çalışmaktan keyif aldığı isimlerden bir tanesi de Dinçel. Sadece Tiyatro Adam değil bir çok tiyatronun da dekorunda imzası vardır. Yani Türkiye’de eşine az rastlanır bir adamdır kendisi. Bu oyunda da Tiyatro Adam yorumuna uygun olarak sembollerle dolu bir dekor ve kostüm seçimi yapmış.

Hareket düzeni: Bu alandan sorumlu olan Esra Yurttut’a Tiyatro Adam aşina. 5. Frank adlı oyunun da koreografisini kendisi yapmıştı. Yine bu oyunda da sahnede basmadık yer bırakılmamasını tembihlemiş anlaşılan ve çok da yerinde bir karar olmuş. Oyuncuların hareketi ile birlikte durağanlaşma tehlikesi savılmış.

Afiş ve görsel tasarım: Oyunun afişinin minimalist çizgilerde olması bu alanla az çok ilgilenen biri olarak gerçekten hoşuma gitti. Yerinde ve mantıklı bir uygulama olmuş. Yalnız sanki yeni logo biraz şehir tiyatrolarının logosuna da göz kırpıyor gibi. Sanırım bunu da şöyle açıklayabiliriz: Tiyatroda kullanılan ağlayan ve gülen surat imgesinin farklı bir yorumla çizilmiş hali… Hoş kötü olmuş demiyorum, aksine çok hoş duruyor, özellikle t-shirtlerin arka kısmında farklı yüz ifadeleri ile vücut bulması daha da hoş görünmesini sağlamış. Dolayısıyla Elif Ergür’e de bir alkış tutmak gerekiyor.

ivan-ivanovic-afis-2

ivan-ivanovic-afis

Oyun fotoğrafları: Sizin de az sonra aşağıda göreceğiniz profesyonel fotoğraflar Emre Mollaoğlu’nun elinde çıkmış. Daha önceki oyunlarda da Tiyatro Adam’ın birlikte çalıştığı bu adam işini layıkıyla yapan güzel insanlardan bir tanesi. Alkışlanacak fotoğraflarla oyunun derinliğine ve hikayesine büyük katkı sağlamış.

Reji asistanlığı ve sosyal medya yönetimi: Rejinin asiste edilmesinden sorumlu olan Metehan Çetinalp ve Tiyatro Adam’ın  sosyal medyayı etkin biçimde kullanmasına yardımcı olan, hatta belki de tek başına yapan Emirhan Savaş’ın da bu büyük alkışlardan nasibini alması gerekiyor. Zira ikisinin de yaptıkları işler öyle kolay şeyler değil.

Oyundan sonra tebrik etmek ve vedalaşmak üzere kulise girdim. Bütün arkadaşlarım ve abilerimle vedalaştım, tabi öncesinde tebrik ettim. Daha sonra da izleyeceğimi ve atölyeye de geleceğimi söyledim. Onlar da her zaman yerimin hazır olduğunu belirttiler. Özlediğimi farkettim, bir de misafir gibi geldim bu oyuna, ilginç… İnsan bir tuhaf olmuyor değil.

 İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu Biletleri 

Oyuna kesinlikle gitmenizi öneririm arkadaşlar. Pişman olmayacağınız bir oyun olacaktır. Bilet almak için de oyunun hangi tarihlerde nerelerde sahnelendiğine bakın ve ona göre ya o sahnenin gişesinden ya da Biletix üzerinden biletinizi alın. Oyun takvimine buradan bakabilirsiniz.

 Oyun fotoğrafları 

 Oyun videosu 

 Tiyatro Adam Oyunculuk Atölyesi 

Tiyatro Adam bu sezon ilk defa oyunculuk atölyesi açtı. Bu atölyede yetişkinlere ve çocuklara olmak üzere iki farklı sınıf mevcut. Eğitmen kadrosu ile de göz dolduran atölyede Murat Karasu, Ümit Aydoğdu, Emrah Eren, Aşkın Şenol, Ayça Koyunoğlu, Berk Yaygın, Deniz Özmen, Fatih Koyunoğlu ve Deniz Özmen ders verecek. Tiyatro eğitimi almak isteyenlerin kaçırmaması gerekiyor diye düşünüyorum. Eğitim detaylarına ve diğer tüm ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.

 Yaşar Kemal ve Bahriye Üçok 

Ülkemizin yetiştirdiği güzide insanlardan olan Yaşar Kemal ve Bahriye Üçok’un ölüm yıldönümleri bugün. Yattıkları yer nur olsun, hayatımıza kattıkları için sonsuz teşekkürler.