Şu sıralar pek zamanım olmasa da bir çok dizi var gündemimde izlemek istediğim. Son dönemlerde oldukça kayda değer diziler sunulmaya başlandı ama benim zaman azaldı. Web işleri, tiyatro kursu, dizi çekimleri, AÖF çalışmaları falan derken zaten az olan zamanı iyice bitirme noktasına geldim. Neyse ki kalan az zamanda da bazen dizi izleyebiliyorum. Şu sıralar kaçırmadan izlediğim iki dizi var. Bunlardan biri kendi oynadığım dizi olan Bir Zamanlar Osmanlı ancak bazen ekran karşısında izleyemiyorum ama yine TRT 1 dizisi olan ve Onur Ağabey’in (Ünlü) projesi olarak karşımıza çıkan Şubat’ı neredeyse her bölümünde ekran karşısında oturup izledim. Bu kadar gizemli ve izleyiciye iyinin yanısıra kötüye dair bir şeyler katan bir dizi de izlenmeyecek gibi değil. Açık konuşmak gerekirse ki gerekir: Bu dizide rol almayı çok isterdim. Zaten bir Onur Ünlü projesinde yer almak tarifi imkansız bir mutluluk sebebidir benim için. Neyse, nerede kalmıştık efendim; İzlediğim ve izlemeyi planladığım, istediğim dizilerden bahsediyordum. İzlediklerimi zaten yukarıda yazdım. Sıra geldi izlemek istediklerime.

Leyla ile Mecnun

Yine bir Onur Ünlü projesi olan bu dizi, halk arasında “Goygoy” olarak bilinen ve çeşitli yöresel ağızlarda “Mavra, makara, gırgır” olarak tabir edilen diyalog ve hareketlerin müthiş bir örneği. Her şeyi geçtim karakterleri bile (ki Şubat’ta da öyledir.) tek başına izlenmeye değer. Bu iş bana “Onur, bu işi iyi yapıyor” dedirtiyor.

İşler Güçler

Yine “Goygoy” tadında bir dizi. Özellikle diyalogları ve bir çok olayla, hatta kendileri ile bile dalga geçmeleri beni benden alıyor Daha çok yol katedecekleri ve başarı basamaklarında asla durmayacakları aşikâr.

Behzat Ç.

“Bir Ankara Polisiyesi” olarak akıllarda yer edinen bu diziye de ilk kez geçtiğimiz 3-4 gün içinde bir tekrarında denk geldim. Ev içinde Akbaba ve Behzat Amir, Hayalet ve diğer karakterlerin diyalogları “Al sana kapalı bir mekanda, üstelik tek mekanda nasıl film tadında bir dizi çekilir’in kanıtı” dedirtti. Bundan sonra da diyaloglar açısından izlemeyi ve karakterlerin analizlerini yapmayı istiyorum.

Şimdi gönül diyor ki “Bu yönetmenlerden ya da yapım ekiplerinden biri bana bir şekilde ulaşsa ve bir görüşebilsek de ben de bu dizilerden birine transfer olsam” Gönül söyler de dil yetiştirir mi bilemem ama içimde öylesine bir umut var. Sanki şu Mayaların bahsettiği güneş bir lahza sonra yeniden daha berrak doğacak gibi. Hayırlısı…