Kadın denilince aklınıza kim geliyor?

Anneniz mi? Sevgiliniz mi? Mutfakta yemek yapan, çocuklara bakan, evi temizleyen bir figür mü?

Mustafa Kemal’in şu sözlerini hatırlıyor musunuz peki:

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın!

Kadın; benim annem, eşim, kardeşim, arkadaşım… Düştüğümde kaldıran, düştüğünde elimi uzattığım; hayatın her zerresinde eşit olduğum…

Erkek egemen toplumlarda çoğu zaman ikinci plana itilen kadınların sesi artık daha gür çıkıyor, çıkmalı ve çıkacak.

Neden biliyor musunuz?

Güçlü ve özgür bir kadın içinde bulunduğu toplumu da o toplumun fertlerini de başarının ve huzurun en tepesine çıkartır. Tarihte bunun sayısız örneğine rastlamak mümkün. Tarihin seyrini değiştiren bazı önemli kadınları şöyle sıralayabiliriz:

  • Kleopatra – Antik Mısır Hükümranı
  • Jeanne d’Arc – Yüzyıl Savaşlarının Sembolü
  • Jane Austen – Gurur ve Önyargı Kitabının Yazarı
  • Florence Nightingale – Modern Hemşireliğin Kurucusu
  • Coco Chanel – Modanın Ata Annesi
  • Simone de Beauvoir – Varoluşçu Yazar
  • Margaret Thatcher – İngiltere’nin İlk Kadın Başbakanı
  • Marilyn Monroe – Sinema Yıldızı
  • Audrey Hepburn – Sinema Yıldızı & UNICEF Elçisi
  • Benazir Butto – Müslüman Bir Ülkede İlk Kadın Başbakan (Pakistan)
  • Agatha Christie – Polisiye Yazarı
  • Tansu Çiller – Türkiye’nin İlk Kadın Başbakanı
  • Marie Curie – Nobel Alan İlk Kadın (Kimya & Fizik)

Bu listeyi birçok farklı tarihi figür ekleyerek uzatmak mümkün ancak burada önemli olan kadın figürlerin ne kadar güçlü olduklarına vurgu yapmak.

Kadın Nasıl Güçlü Olur?

Kadının güçlü olması için kendine güvenmesi en önemli basamak. Peki, bir kadının kendine güvenmesine nasıl destek olabiliriz? Cevabı çok basit:

  • Ona gerekli özgürlük alanını sağlayarak
  • Erkeği, kadından üstün gören anlayışa prim vermeyerek
  • Hayatın her anındaki yükü paylaşarak
  • Sevmekten vazgeçmeyerek

Bunlar sağlandığında kadın, toplumsal hayatta kendine daha sağlam yer bularak içinde bulunduğu toplumu da yükseltecektir. Bir gün eteğinin boyuna, sütyen rengine, attığı kahkahaya ya da gece sokakta olmasına karışmadığımızda çok daha iyi olacak her şey.

“Elinin hamuru ile erkek işine karışma” demek yerine “Bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim” dediğimizde çok daha iyi olacak her şey.

“O saatte orada ne işi varmış?” demek yerine “Kadın, sadece belirlediğiniz saatlerde dışarı çıkabilen bir varlık olamaz” diye sesimizi çıkarttığımızda çok daha iyi olacak her şey.

“Kızını falan yerde kızlı erkekli bir grupla gördüm” dediklerinde onlara gereken cevabı verdiğimizde her şey çok daha iyi olacak.

Kadını, toplumsal hayat içerisinde destekleyen bir toplum haline geldiğimizde çok daha müreffeh olacağız.

Bu noktada kadınları sürekli olarak destekleyen Suwen’in de yeni reklamına değinmeden geçemeyeceğim.


#içimdesuwenvar sloganı ile kadınların yanında olmayı sürdüren markanın ana hedeflerinden biri klişelerden ve kalıplardan arınarak; kadınlara özgür ve özgüvenli ortamı sunmak. Bu gerçek manada ulvi bir amaç değil mi sizce de? Ayrıca ürünleri ile kadınları daima şık, güçlü ve rahat hissettirmek isteyen bir marka benim gözümde her zaman bir adım öndedir. Bikini, mayo, pareo, havlu, iç giyim, dantelli sütyen, emzirme sütyeni, bralet, sabahlık, gecelik, hamile ve lohusa giyimi, çorap, tayt, büyük beden iç giyim, pijama, erkek iç giyimi ve çeşitli aksesuar seçenekleri ile sayısız ürün genişliğine sahip olan Suwen’i en azından bir kere de olsa ziyaret etmelisiniz.

Zira, kadını baş tacı yapan bir marka bizim için de hep bir adım öndedir.