Markalar ya da şirketler açısından düşünüldüğünde günümüzde artık sadece fiziksel olarak varolmak yetmiyor. İnternette de var olmalı ve varlığınızı görünür kılmalısınız. Ardından görünür varlığınızın itibarını yönetmeli ve markanızla ilgili oluşacak algılara yön vermelisiniz. Dolayısıyla sadece internette var olarak da pek bir şey yapmış olamıyorsunuz ne yazık ki. Gelin şimdi varlığımızı görünür kılmanın yollarını arayalım.

Markamı/şirketimi internette nasıl meşhur ederim?

Siz bu meşhurluk işlerine iyice kafayı takmışsınız sanırım ama problem yok, bu kötü bir şey değil. Şimdi marka ya da şirketinizi internette görünür hale getirdikten sonra daha fazla görünür hale getirmek yani meşhur etmek istiyorsanız bunun için çeşitli yollar mevcut. Bunlara da kısa kısa bakalım isterseniz.

Link, tanıtım yazısı, reklam banner alanı satın almak/kiralamak

Şimdi bu seçeneği değerlendirirken çok ince bir çizgi mevcut. Çizgiyi dikkate almazsanız internetteki varlığınızı çöpe atmak ve yeniden/sıfırdan bir varlık yaratmanız gerekebilir. İşte bundan dolayı dikkatli olmakta fayda var. Onun için çok fazla tanıtım yazısı/link/reklam banner’ı satın aldığınızda daha meşhur olacağınızı sanmayın. Az ama kaliteli ve markanızla sektörel olarak bağlantılı sitelerden ya da kişisel ve genel bloglardan almaya özen gösterin. Yine de fazla abartmayın diye uyarıyorum yeniden.

Sosyal medyayı kullanmak

Yaklaşık 6-7 senedir sosyal medya hayatımızın neredeyse baş köşesinde. Özellikle Facebook, Twitter, Instagram ve gençler arasında daha popüler olan Snapchat bir hayli revaçta. İnsanlar artık bu platformlarda olduğu için markanızın/şirketinizin de bu platformlarda varolmasının gerekliliği apaçık ortada. Burada varolurken de marka itibarınızı yönetmeyi bilmeniz gerekir. Kullanıcılarla hızlı, etkili ve çözüm odaklı iletişimler kurmak, sorularına cevap vermek her zaman için marka değerinizi arttıracak etkenlerdir. Bunların yanında global ya da lokal hedefleme ve çeşitli kriterleri kullanarak reklam verebilirsiniz ama küçük işletmeler için bu biraz ocağa incir ağacı dikecek mahiyette olabilir ama yine de bütçenizi iyi ayarlarsanız hiç problem olmayacaktır.

Google Adwords ile zirveye oynamak

Biliyorsunuz dünyanın en büyük arama motoru Google. Ayrıca dünyanın en büyük 2. arama motoru da Youtube. Peki Youtube kim? Google’ın kardeşi. Neden mi? Google, 2006 yılında Youtube’u satın aldı. Ayrıca Google’ın satın aldığı başka bir çok marka ve platform var ama onlar başka bir yazının konusu. Biz şimdi kendi konumuza dönelim. Madem dünyanın en büyük 2 arama motoru Google bünyesinde o zaman bizim en fazla görünür olmamız gereken yerler de Google’da saklı.

Google’da en hızlı biçimde görünür olmanın yolunu izniniz olursa size şöyle tek kelimeyle açıklayabilirim: Adwords

Yani Google’ın reklam servisi. Bu serviste hem global hem de yerel hedefleme yapabiliyorsunuz. Ayrıca hedefleme esnasında şu seçenekleri de dahil edebiliyorsunuz:

  • Yaş aralığı: Belirli bir yaş aralığını hedefleyebilirsiniz.
  • Bölge/şehir/Saat dilimi: Reklamımı belirli bir bölgedeki insanlara şu saatte göster diyebilirsiniz.
  • Cinsiyet: Reklamımı sadece kadınlara ya da sadece erkeklere göster diyebilirsiniz.
  • İlgi alanı: Reklamımı X ilgi alanlarına sahip insanlara göster diyebilirsiniz.
  • Dil: Mesela; reklamımı sadece İtalyanca konuşan insanlara göster diyebilirsiniz.
  • Kullanılan cihaz: Mesela; reklamımı sadece android tabanlı ya da sadece iOS tabanlı cihazlarda göster de diyebilirsiniz.
  • Bu ve bunun gibi birçok farklı hedefleme seçeneği ile nokta atışı yapabilirsiniz.

Tabi ben şimdi bunları anlattım böyle kolay kolay ama eminim zorlanacağınız yerler olacaktır. Dilerseniz bu konuda ufak bir bütçe ile deneme yapın ama kendinize güvenmiyorsanız ve “Benim param değerli, çarçur edemem” diyorsanız bu alanda hizmet veren bir işletme ile küçük bir hizmet bedeli karşılığında profesyonelce çalışabilirsiniz. Emin olun iyi ki böyle yapmışım diyeceksiniz.

Eğer reklama ayırabilecek bir bütçeniz yoksa bu noktada Google’da görünür olmak adına sitemizi Google yönergelerine uygun hale getirmemiz gerekir. Gerçi reklam veriyor olsanız bile sitenizi Google yönergelerine uygun hale getirmek zorundasınız. Yanlış anlaşılmasın. Bu durumu sitemizde sadece ürünlerin ya da hizmetlerin sayfasını açıp kurtaramayız. Benim fikrime göre her internet sitesinin bir adet blogu olmalı ve bu blogda kullanıcılara/okuyuculara ürün ya da hizmetlerimizle ilgili bilgi verilmeli. Böylece kullanıcıyı önemsediğimizi belirtmiş oluruz.