Mim

Çocukken yapamadıklarım ve çocukluğumun unutulmaz kahramanları {mim}

Yazar: Çağrı

Bay Lacivert beni mimlemiş. Hem de iki yazıda birden mimlemiş. Bu arada mim nedir merak eden olursa; bir blog yazarı bir konuda bir şeyler yazar ve bu konuda diğer blog yazarlarının neler düşündüğünü merak edip o konuda yazmaya davet eder. Bu böylece zincir şeklinde devam eder. Daveti alan blog yazarı konudaki görüşlerini paylaştıktan sonra bir başka blog yazarı ya da yazarlarını davet eder. Durum özetle budur.

Şimdi gelelim mimlere; ben biraz fazla dallı budaklı bir hayat yaşadığım ve oradan oraya atladığım için ilk mimi yazamamıştım. E tabi ikincisini de yazamamıştım ve bu yazıda iki mime de cevap vereceğim.

İlk mim: Çocukluğumun meçhul kişileri! Mimin çıkış noktası:  Bay Lacivert 

  •  N. Ağabey:  A. isimli bir çocukluk arkadaşım vardı. A. ve ailesi Almanya’dan kesin dönüşle gelmişler ve bizim mahalleden ev almışlardı. -Bir de A’nın ağabeyi vardı: N Ağabey. Kendisi o zamanlar herhalde 15-16 yaşlarında falandı. Ben de 11-12 civarı. Bir çarşıya çıkardı, hava kararınca dönerdi. O zamanlar id ol gibi bir şeydi kendisi. Bir gün uzak bir Karadeniz memleketine taşındılar. Onların taşınacağından haberim yoktu ve o gün fındık toplamaya gitmiştim. Geldiğimde gitmişlerdi… Bir daha uzun zaman haber alamadım ama yıllar sonra sosyal medyada buldum, tabi eskisi gibi değildi hiç bir şey… Ulaşmaya çalışmadım bile, zira herkes kendi dümenini kendi rotasına kırmıştı.
  •  Hoca:  Hoca, aslında çok iyi bir adamdı. Kocaman sakalları, uzunca bir cübbesi, sarığı ve mis gibi bir kokusu vardı. Yaşı ileri olduğundan bizim mahallede top oynamamızı istemezdi haliyle. Biz de inadına oynardık çocukken. Sonra bir ara mahalleden ayrıldı, çocukları falan mahallede ama kendisinden artık haberim yok. Yaşıyorsa Allah uzun ömür versin, yaşamıyorsa Allah rahmet eylesin.
  •  Alaaddin Amca ve Nadire Teyze:  Kendileri dedemin ve babaannemin arkadaşlarıydı. Yukarıda yazdığım hocanın yaptığı evin olduğu yerde eskiden Alaaddin Amca ve Nadire Teyze’nin 3 katlı kagir evi bulunuyordu. Sonra orayı hocaya sattılar ve kendileri de yine uzak olmayan bir yere taşındılar. Uzun bir zaman sonra öğrendim ki Alaaddin Amca hayatını kaybetmiş, Nadire Teyze ile ilgili ise yaşadığı dışında hiç bir bilgim yok.

çocukluk fotoğrafları

  •  Emrullah Amca:  Yine dedemin arkadaşı, hatta belki de en yakın arkadaşıydı. Yanılmıyorsam halam (ki beni o büyütmüştür) 1993 ya da 1994 gibi ameliyat olduğunda kendi arabası ile dedemi halamın yanına ziyarete götürmüştü. Ve ısrarlarım karşısında dayanamayarak beni de hastaneye giden kafileye dahil etmiş, hatta yanılmıyorsam bana yolda kek ve meyve suyu almıştı. Ne yazık ki bu olaydan bir kaç yıl sonra onu da kaybettik :/
  •  Selahattin Bektaş  ile ilkokul birinci ve ikinci sınıfta toplam iki sene okuduk ve aynı sırada oturduk hep, hatta evlerimizin yakın olması sebebiyle okul sonrası da bol bol oyun oynadık. İkinci sınıfın sonlarına doğru bir gün geldi ve dedi ki “Biz taşınıyoruz” Herhalde o zaman taşınmanın bakkala gidip gelmek gibi bir şey olduğunu düşünüyormuşum. “İyi hacı, hayırlısı olsun” dedim. Şaka şaka, öyle laflar edecek yaşta değildim, ve ne üzüldüm ne de başka bir şey. Sadece giderken bana kırmızı bir 9 kat top bırakmıştı hatıra olarak. Ben uzun zaman o topla oynamadım Selahattin gelecek de beraber oynayacağız diye. İbne Selahattin niye gelmedin lan? Bak okuyorsan yazdıklarımı topu kaybettim, onun yerine top getir oynayalım lan, ayıp olm yapma böyle. Facebook’tan falan da çok aradım seni ama bulamadım, nolursun geri dön Selooo 🙂
  •  Ertuğrul, İbrahim ve Emine Gamze:   Hepsi de ilkokul arkadaşlarımdı. Hepsi de terk ettiler beni. Niye gittiniz la, ben sizi özlüyorum yine arada sırada, Selahattin’i aradığım gibi sizi de aradım sosyal medyada ama yoksunuz. Beni bulun, size sürprizim var 🙂 Şaka şaka sürpriz falan yok ama çay ısmarlarım.

İşte böyleee, çocukluğumdan aklımda kalanlar bu kişiler. Eminim daha çok vardır ama ne yazık ki aklıma gelmiyor. İdare etmek lazım, aklıma bir şeyler gelirse zaman içinde güncelleme de yaparım beyler, hanımlar…

İkinci mim: Çocukken yapamadığımız şeyler, yani beceriksiz olduğumuz şeyler. Mimin çıkış noktası:  Yine Bay Lacivert 

Her şeyden önce yapamadıklarımı çok da düşünmemiştim. Yapabildiklerimi de düşünmemiştim ya neyse. Bakalım bakalım yapamadıklarım nelermiş:

  • 90-ların-özlenenleri_397180Tasoda on numara oyuncuydum ama sporcu kartında beni söken sökeneydi. Ulan bir kişiyi bile sökemez mi insan! Yok arkadaş olmayınca olmuyordu. Ve benim çocukluğumdan kalma hiç bir sporcu kartım yok. Hep söktüler beni. Bir de belirtmem gerek son rakamın aynı olması gerekiyordu yerdeki kağıtları kazanmak için bizde. Sizde nasıldı? Bir de o hepsini tamamlayınca bisiklet falan kazanma durumu vardı ama kazanan oldu mu hiç sizin taraflarda? Bizde hiç hatırlamıyorum da…
  • Aynı şekilde mile de oynayamıyordum. Bizim orada (Sakarya/Karasu) mile derler. Çeşitli yerlerde mile, misket, bilye gibi isimlerle can buluyor.  Çok eskiden Omomatik kutularından da çıkardı yaşı benimle olanlar hatırlar. Kemik, alyans, teklik, gaflik gibi türleri vardı. Bu oyunda da hiç iyi değildim. Yine hep sökülürdüm. Hatta bir tane çok güzel bir dev milem vardı ama oynamaya başladıktan 2 dakika sonra yoktu. Böyle de güzel bir anım var. Şimdilerde hiç oynayan göremiyorum desem de bizim orada oynuyor halen çocuklar. Hem bilgisayarları var hem mile oynuyorlar. Bunlar akıllı çocuklar. Bu çocuklardan biri de kardeşim 🙂mile-misket-bilya
  • Ben de ne yazık ki Bay Lacivert gibi kaleciydim. Hatta iyi de bir kaleciydim. Mahalle maçlarında çok fazla maç kurtarmışlığım var. Yakın mesafede iyi değildim ama uzaktan şutları bir panter çevikliğinde ekarte etmesini iyi bilirdim. Kornerlerde hem kaleci hem de defans oyuncusu gibi davranır; ön direğin kontrolünü çok iyi biçimde yapardım. Yalnız kalecilik talihim ortaokul yıllarında son buldu. Oyunculuğumu beğenen beden eğitimi öğretmenimiz beni okul takımının stoperi yaptı. Hocam daha topu durduramıyorum ne stoperi demeye kalmadan okul turnuvalarında boy göstermeye başladım. İyi de oynadım, yaptığım tek şey rakip takımın en golcü oyuncusunu bizim yarı sahaya geçtiği anda takibe başlamak ve bırakmamaktı. Nitekim başarılı da oldum. Ta ki 15-0’lık bir hezimete kadar…mahalle maçı kaleci
  • Ha yeri gelmişken söyleyeyim; sağlam taso koleksiyonum vardı ama geçenlerde bulduk tasolarımı, ciddi anlamda eksikler var. Sizde var mı taso? Özellikle Laci sende vardır diye tahmin ediyorum. Az kirli çıkı değilsin olm sen 🙂taso her türden
  • Çocukluğum boyunca bazı konularda kıt hafızalıydım. Bir çok şeyi aklımda tutardım ama defalarca gittiğim köyümüzün yolunu bir türlü ezberleyemedim. Hatta yine defalarca gittiğim il merkezinin yolunu da… Ha ama nerede korsan cd ci var, en çok hangi bakkalda bedava çıkıyor cipslerden bilirdim. İşime çok da yaramayan bilgiyi hafızaya almıyormuşsam demek 🙂
  • Bir türlü sıcak çay içemezdim. Dahası aşırı sıcak olan bir şeyi de içemezdim. Aslında uzun zaman böyle devam etti bu durum. Sanırım 2 yıl öncesine kadar da sıcak çay, sıvı içemiyordum ama şimdi iyiyim. Çayı iyi de içerim 🙂 Çay edebiyatına bayılırım.
  • İki işi aynı anda yapamıyordum, halen aynıyım ama öyle basit işlerde de sorun yaşamıyorum. Mesela bisiklet sürmeyi ilk öğrendiğim zamanlarda hem pedal çevirip hem direksiyonu kontrol edip hem de vites atmak beni bayağı bi uğraştırmıştı. Bu uğurda elektrik direği, çöp konteynırı ve dikenli çalılar tarafından da dövülmüşlüğüm vardır. Şimdi de mesela otomobil ya da motor kullanırken aynı sorunu yaşıyorum.

Ve evet, bu yazıda iki mimi de cevaplamış oldum. Uzun bir zaman sonra yazdığımdan yazmaya davet edecek kimseyi bulamıyorum sanırım. Eğer okuyup da “Ya arkadaş ben de bu konuda yazmak istiyorum” diyen olursa ben de okumaya dünden razıyım bilesin adamım. Haydi bakalım yeni yazıları bekliyorum, hem seni de bir yazı kadar daha tanımış olurum.

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

4 yorum

  • Abi süper çok güzel yazmışsın valla üşenmeden okudum. Selahattin Bektaş olayına çok güldüm 🙂 🙂 Haa bir de 15 – 0 lık skora , maça hiç çıkmasanız en azından 3 -0 mağlup sayılacaktınız 🙂

    Valla abi bende yazıyım diyorum ama çocukluğumda meşhul kişiler hiç yoktu, varsa bile hiç hatırlamıyorum. Çocukken yapamadığım şeylerde birbirimizin aynısı sayılır zaten, tek farkımız benim forvet olmamdı. Haa birde çok güzel ayar yapardım sporcu kağıtlarına

    • Yalçın çok teşekkür ederim. O maça çıktığımızda yeneceğimizi düşünüyorduk 🙂 Ee demek ki yazacak çok şey varmış, onları yaz sen de 🙂

WordPress theme demo plugin by SpotOn Search Engine Optimization.