Ani bir kararla sinemaya gitmeye karar vermişken film seçimini orada yapalım dedik ama yolda aklımıza şu geldi: Çanakkale 1915 var vizyonda. Kerem, Mücahit ve ben aldık biletlerimizi oturduk izledik. Film hakkında genel görüşüm şu: Gidin izleyin, pişman olmazsınız! Film hakkında bir takım izlenimlerim oluştu tabi.
Kısaca onlardan bahsedeyim:

Bir kere film için ciddi emek harcanmış ve oyuncu kadrosu da son derece kayda değer. Filmin bir çok sahnesinde ağlamamanız imkansıza yakın bir ihtimal. Özellikle orta yaşlı bir kadının diğer savaşlarda kaybettiği eşi ve çocukları için ördüğü çorapları Çanakkale Cephesi’ndeki askerlere gönderirken söylediği sözler ve oyunculuğu gözlerden yaşların fütursuzca boşalmasına sebep oluyor.

Yeşim Sezgin’in yönetmen koltuğunda oturduğu, Turgut Özakman’ın senaryosunu kaleme aldığı, Serkan Balbal’ın yapımcılığını üstlendiği filmin oyuncu kadrosu ve canlandırdıkları karakterlerden bazıları da şunlar:

Bigalı Mehmet Çavuş: Şevket Çoruh

Binbaşı Ali: Barış Çakmak

Mustafa Kemal: İlker Kızmaz (Son derece şaşırtıcı biçimde Mustafa Kemal’e benziyordu. Gerek makyaj gerekse kendi görünüşü bu rol için biçilmiş kaftan olduğunu ortaya koyuyor.)

Binbaşı Mahmut Sabri: Bülent Alkış

Yüzbaşı Mehmet Hilmi Şanlıtop: Serkan Ercan

Seyit Onbaşı: Ufuk Bayraktar

Asteğmen Muharrem: Emre Özcan

Yüzbaşı Faik: Mert Karabulut (Mert Ağabey, benim de derviş olarak rol aldığım Bir Zamanlar Osmanlı adlı dizide dervişlerin en kıdemlisi olarak kabul edilebilir. Başarılı oyunculuğunun yanısıra dost canlısı tutumu ve hoş sohbeti ile gönlümde kalıcı bir tahta sahip olmuş bir kıdemli şahsiyettir. Çanakkale 1915’te de yine oyunculuğu ile göz dolduruyor. Kaldı ki bu performans ve samimi tutum ile  sinema ve dizi sektöründe daha ileriye gidememesi imkansızın sınırlarını zorlayacak gibi.)

Filmde yer alan iki hata ya da bana göre hata var. Bunlara da kısaca değinip fotoğraflar ve fragman ile yazımı sonlandırayım.

İlk olarak Seyit Onbaşı’nın o topun ağzına 275 Kilogram ağırlığındaki mermileri taşırken etrafındaki diğer askerlerin hiç birinin yardım etmemesi; aksine Onbaşı Seyit’i izlemeleri ilginç geldi. Türk insanı olarak yardımsever olmakla övünürüz ki olağanüstü bir hal var ortada ve o durumda yardım etmeyen askerler de bu gerçekliğe aykırı düşüyor. Bildiğim kadarıyla Niğdeli Ali Çavuş da Onbaşı Seyit’e yardım ediyordu.

Bunun dışında orduyu yönetmesi için Almanya’dan gelen generalin adı Limon von Sanders iken filmdeki altyazının Limon Fon Sanders olarak belirtilmesi acayip bir amatörlük olarak göze çarpıyor.