Genel Sivri Kalem

Bu yazı da başlıksız!

Yazar: Çağrı

Her şey çok değer verdiğim bir canlının hayatımdan ebediyen çıkmasıyla başladı. Hatırlarsanız daha önce de Casper isimli hamsterımı kaybetmiştim. Burada nasıl bir çöküş içinde olduğumu anlatmış  ve uzun bir süre de bu çöküşün içinde debelenip durmuştum. Ondan önce de (O zamanlar blogum yoktu) yine Yumas isimli bir köpeğim daha küçücükken; 3 aylıkken gözlerimin önünde can çekişerek vazgeçti yaşamaktan. Ölümlere alışık değilim, haksızlık gibi geliyor bana.

Dün de ölümlerden biri daha gelip çaldı kapımızı. Bir köpeğimiz vardı, kardeşimin peşine takılmıştı okuldan dönerken. O da almış eve getirmişti. Aşılarını yaptırmış ve oynamıştık onunla bazen bahçeye pislediği için kızmış, bazen elimizi acıtmadan ısırdığı için gülümsemiştik ailecek. Nitekim ne oldu, o da henüz 4 aylıkken aramızdan ayrıldı. İnancım iyice zayıfladı, kardeşim (henüz çocuk) annem ve ben oldukça fazla göz yaşı döktük dua ettik ama geri getirmedi. Bu durumda insan düşünmüyor değil: “Tanrı varsa neden (bizi siktir et) o minicik çocuğun 3 saat durmak bilmeyen gözyaşlarını görmedi?” Bilemiyorum bu inançsızlık belki de bir geçiş sürecinin ürünü ama Tanrı’yla aramda karmaşık bir bağ var. Ona inanıp inanmadığımı bilmiyorum. Evet İslamiyet’e uygun yaşamaya çalışıyorum ama karşılığı bu olmamalıydı. Üstelik iki köpeğimizin de tam alıştık dediğimiz anda aynı dönemlerde hayatımızdan can çekişe çekişe gitmesine izin vermemeliydi. Kanı vücudundan çekilirken çıkardığı iniltileri hak etmiyorduk biz. Hak yemedik, günah işlemedik, harama meydan vermedik ama sanırım Tanrı bizi unuttu.

Not: Kırıcı yorumlar yapmayın, acım taze.  

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

4 yorum

  • Benim de küçükken Boris diye bir köpeğim vardı. İsmini Babam koymuştu, şimdi o konulara hiç girmeyelim. 😀 Yavruydu birde.. tatlı mı tatlıydı. : ) Bir gün ansızın ölünce çok üzülmüştüm. Ondan sonra da hiç köpeğim olmadı. Hala onu anar dururum. Köpekleri çok seviyorum ve sanırım bu Borisim sayesinde oldu.

    Allah’a gelecek olursak eğer, bir kaç diyeceğim var bu konuda.. Kesinlikle tavsiyedir, şudur budur değil. Sadece kendi düşüncelerimi burada sana belirtmek istiyorum.

    Elbette evrende hiçbir şey tesadüf değildir bana göre. Öte yandan da dünyaya hepimizin imtihan için geldiği de gerçek. Yani demem o ki her şey ile sınanabiliriz. Ben de zamanında bu konularda karmaşaya düştüm ama hep mantıklı cevaplar arayarak insan aslında kendini ışığa götürebiliyor. Neticede dünya bir oyun yeri ve insan ne yaparsa kendine yapıyor. Cennete ya da Cehenneme gitmek bizim elimizde. Taşın altındaki karıncanın dahi rızkını veriyorsa, değerli olarak yaratmış olduğu biz canlıların görmemezlikten geleceğini hiç sanmıyorum. Emin ol ki Allah hiçbir şeyi unutmuyor ya da bu doğrultuda görmemezlikten gelmiyor. Sadece zaman veriyor bu haksızlıklara, adaletsizliklere, hunharca ölümlere.. Belki hesap gününe kadar yapmaktan vazgeçerler diye.. ve belki onları en değerli yarattığımın yani İNSAN olmanın ne demek olduğunun farkına varırlar diye. Yani biz, biz olalım şu kirli ve temiz dünyada biz olarak kalmayı başaralım. Emin ol ki gerisi zaten geliyor. : )