Beğendiklerim Müzik

Biraz da yabancı müzik dinleyeyim

Yazar: Çağrı

Concha+BuikaBir çok insanda görüyordum, çok hoş yabancı parçalar paylaşıyorlardı. Ben teknik olarak (bu da ne demekse) anlamını bilmediğim sözlerden oluşan parçaları dinlemeye pek sıcak bakmıyor, bazen sözlerini çevirip bana hoş gelenleri dinliyor bazen de enstrümantal olarak hoş olanlara arada bir şöyle bir bakıyordum.

 Bunlardan örnek vermek gerekirse;

Maddelerin üzerine tıklayınca bir açıklama satırı çıkıyor bilginize;

 

Gitarla ilk tanıştığım zamanlar olan 2005 sonlarında tanışmıştım bu parça ile.

Metallica – Nothing Else Matters
Üniversiteden ev arkadaşım İsmail’in önerisi ile tanımıştım bu parçayı.

Hypnogaja – Here Comes the Rain Again
Lise yıllarımda bir arkadaşım vasıtası ile tanışmıştım.

Evanescence – Bring Me to Life
Bunu nereden hatırladığımı bilmiyorum.

James Blunt – Goodbye My Lover
Bununla da sanırım bir radyoda karşılaşmıştım.

Cat Stevens (Yusuf İslam) – My Lady D’arbanville

 

Yukarıda yer alan parçaları sanırım hem enstrümantal olarak bana hoş geldiklerinden hem de sözlerini az çok bilip sevdiğimden dinliyorum. Ve daha fazla yabancı parça dinlemek de hoş olacaktır diye düşündüm. İlk olarak aklıma gelenlerde başlayayım, bu sırada bu parçaları size de önermiş olacağım.

Maddelerin üzerine tıklayınca bir açıklama satırı burada da çıkıyor bilginize;

 

Bazen Öyle Olur‘da karşılaştım bu parçayla ve trompet sesini ağızdan çıkarma olayı bir üflemeli enstrüman meraklısı olan beni benden aldı başka yere koymadı.

Jason Mraz – Life is wonderful
Youtube’da videodan videoya atlarken karşılaştım bu parçayla. Değişik, kazıyan (içimi kazıyor) bir ses var bu kadında

Mi niña lola – Concha Buika
Eric Abi’yi dinlemeden, dinletmeden olmaz diye düşünüyorum.

Eric Clapton – Tears In Heaven
Burada bir kadın var, kadında ses var, nefes var, insanın içine işleme var,

Buika – No habrá nadie en el mundo

 

 Ayrıca son olarak şunu belirtmek isterim: Caner'in Egonomik Blogu'nda paylaştığı harikulade  
bir video var. Onu da izleyerek yabancı şarkıları nasıl dinlemek gerektiği hakkında da 
fikir sahibi  olabilirsiniz.  En azından ben öyle yapmak gerektiğine inanıyorum.

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

12 yorum

  • ben de hiiiç anlamama rağmen korece/japonca dinlerdim bi ara 🙂 müziğe kaptırınca ses tonundan bile anlaşılıyo gibi 🙂
    şu aralar adam lambert dinliyorum hareketli dinlersen trespassing şarkısına bakabilirsin ağır olsun anlamlı olsun dersen better than i know myself diyorum 😀
    bu arada buika’nın mayısta izmirde konseri var adını görünce hatırladım 🙂

    • Müzik evrenseldir ilkesinden yola çıkarsak Korece/Japonca da cezbedebilir elbette 🙂 Tavsiyelerine bakıyorum ………… Senin Adam Lambert sevgini blogundan biliyorum zaten ve ben de hepsini olmasa da şunu beğendim: What do you want from me. Hareketli pek bana göre değil sanırım 🙂 Ayrıca Better than i know myself de güzelmiş 🙂

      Ben İzmir’e geçen hafta geldim ve sanırım yakın gelecekte bir daha gelemem 🙂

  • Ben de senin gibi yabancı müziklere karşı soğuktum Çağrıcığım. Ne bileyim; dinleyenlere bile kötü kötü baktığım günleri hatırlıyorum, o derece. Ama “Jason M’raz – Life is wonderful” bakış açımı değiştirmiş, yabancı müziklere olan önyargımı bertaraf etmiştir. Burada görünce hatırladım şimdi, ilk dinlediğimde aldığım hazzı.. Çok güzel şarkıdır, bende yeri ayrıdır : )

    • 🙂 Bir yerlerde aynı fikirde insanları görmek çok güzel. Ben yeni bir dinleyiciyim yabancı müzik konusunda.Şöyle kadife sesli zenci gırtlaklı sesler varsa önerirsen sevinirim 🙂

      • Yabancı müziğin, benim de pek uzmanlık alanım olduğu söylenemez. Genelde “İngiltere Top 40 Listesi”nden seçer dinlerim. Ama sana Kimbra’yı önerebilirim; çok başarılıdır.

  • Şu yabancı ve özellikle Türk müziklerinde bilinçaltı mesajları olmasaydı rahat rahat dinlerdik de bakma işte abi o yüzden soğudum müzikten :/ Ama Cat Stevens gerçekten güzel söylüyor 🙂