Ben de bir çok insan gibi otomobiller ve çeşitli diğer karayolu araçlarına karşı bir sempati besliyorum. Ha, klasik erkekler kadar otomobil meraklısı olmasam da bana çekici gelen modelleri zihnime kazıyor ve “Ulan, seni alacağım zengin olduğumda” diyorum. Bazen de “Benim babam çok zengin;alacak bana fıstığı, binicem sırtına vurucam kırbacı” diyesim geliyor ama hem hayvansever olduğumdan hem de babam zenginler kervanına katılmayı reddettiğinden vazgeçiyorum. Şaka şaka; babam reddetmemiş o kervana katılmayı ama hiç geçmemiş buralardan o kervan; yoksa katılırmış yani 🙂 Belirtmek isterim ki henüz ehliyetim bile yok. Önce ehliyet almamı sonra hayal kurmamı önerecek olan arkadaşlara kumda oynamalarını öneriyorum: Param var kardeşim, sana ne 🙂 Neyse efendim, benim konu başlığı ile alakasız bir giriş paragrafı oluşturacağımı 130’u aşkın takipçim anlamıştır herhalde 🙂 Gelelim zurnanın zırt demek için uğraştığı yere:
İleride param olursa şu araçlardan edinmek istiyorum; sebeplerini de belirtiyorum:

Asil bir görüntüsü olduğunu düşünüyorum.

 

Oldukça güvenli ve bir o kadar da rahat geliyor.

 

Mercedes’in yeri her zaman ayrıdır bende.

 

Asil ve yırtıcı yanıyla beni cezbediyor.

 

Nostaljisi farklı. Bir de eskiden bu minibüslerle seyahat edenleri gördüğümde “Bende de olacak mı acaba” derdim.

 

Hem görünümü hem de markaya duyduğum güveni gerekçe göstererek bu aracı alabilirim.

 

Sevdiklerimle bir pikniğe gitmek fikri bu araçla mümkün olur.