Genel Sinema-tiyatro

Bazen diyorum ki…

Yazar: Çağrı

Hayat ne kadar acımasız bir yüzle karşılıyor bizi… Akşamları eve dönerken bir gofret almanın mutluluğunu tebessümünde taşıyan adam bile gün geliyor, hayattan bunalıyor.

Amcamı 2 gün önce ne yazık ki kötü bir hastalıktan kaybettim. Sabah apar topar haber gelince hazırlanarak çıktık, İstanbul-Ümraniye’ye gittik. Kuzenlerim oldukça kötüydü. Onlarla biraz olsun ilgilenmeye çalıştım ama bu tür durumlarda ne yapacağımı bilemediğim için sadece yanında olup kendisine destek oldum. Hayatımda ilk defa bir cenazeyi almaya gittim. (Karacaahmet Mezarlığı) Yine ilk defa bir cenaze namazını en ön safta kıldım, bir cenazeye omuz verdim ve gömülürken yardımcı olup üzerine toprak attım. Ve bu adam benim amcamdı. Ve ailemdeki herkes beni gerek huylarım gerekse fiziksel görünüşüm nedeniyle amcama benzetirdi. İnanır mısınız hiç ağlayamadım neredeyse sanki göz yaşlarım kurumuştu. Allah kimseyi kaldıramayacağı acıyla terbiye etmesin.

Ben de daha evlatlarıma bir gofret getiremeden, o yaşa ve evlatlara sahip olamadan depresif hallere büründüm. Canım hiç bir şey ile ilgilenmek istemiyor. Ne bloguma zaman ayırmak istiyorum ne müzik yapmak ne de sinemayla ilgilenmek, film izlemek, kitap okumak… Anlatmak istediğim şu ki hayattan bunalanlar sınıfında en ön sırada oturuyorum ve “Nasıl daha mutsuz olabiliriz?” isimli dersi ilgiyle izliyorum. Aslına bakarsanız bu durumun geçici olduğundan adım gibi eminim, bir kaç gün sonra müthiş bir yaşam enerjisi, bir şeyleri sorunsuz yapma isteği ve azmi ile geri döneceğim. Bir çok şeyle ilgilenecek ve bir süre sonra yine depresif tümceler konferansına katılacağım ama yine de sonunun iyi olacağını bilmeme rağmen mutlu olmak için çabalamıyorum. Bir çok şeyin istediğim gibi gitmemesi nedeniyle kafam allak bullak…

Hayatım boyunca sinema ile ilgilenmek, ilk etapta oyunculuğumu konuşturmak ve iyi para kazanacak kadar oyunculuk yapmak; evime, eşime, aileme rahat bir yaşam sunacak kadar kazanmak istiyorum. Ardından da kazandığım paraların bir kısmı ile ilk olarak kısa filmlerimi çekmek ve ardından uzun metraj sanat filmleri ile kültürlü ve bir şeylerin farkında olan insanlara “Toplumları nasıl daha iyiye ulaştırabiliriz”  düşüncesini, derdini sunmak istiyorum. Tabi bu filmleri hem yazıp hem yönetip hem de oynamak en dolu durum olacak benim için.

Bunların dışında mutlaka az da olsa web ile ilgilenmek istiyorum. Yapabilirsem Photoshop’ta site tasarımı, HTML, CSS, Jquery ve PHP öğrenerek kendimi geliştirmek peşinde olacağım. Ek olarak da mutlaka ve mutlaka eskisi kadar çok kitap okumak ve kendimi bu alanda da geliştirmek güzel olacak. Eskiden günde 1 kitap okuduğum olurdu. Kütüphanemdeki 500 kadar kitap okunmayı bekliyor ve ben burada oturmuş ne olacağını düşünüyorum.

Son satırlara gelirken şunu da belirtmek istiyorum. Bir arkadaşımız bloguma yeni bir tema yapıyor. Bir kardeşim PSD ana sayfasını çizdi şimdi diğer sayfalarını çizecek. Bir kardeşim de kodlamaya başladı. Pazartesi ana sayfa bitmiş olacak diye tahmin ediyorum.

Kpss’ye gireceğim ve inşallah kazanacağım ama ek bir olay daha var;  Dizi oyunculuğu konusunda elime bir takım fırsatlar geçti. Bir kaç arkadaşımız biliyor: Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam’da oynuyorum. 2 gün önce ise bağlı olduğum ajansın cast direktörü ana cast ve yardımcı cast için seçmelerin olacağını belirtti. Ben de hafta içi; muhtemelen Perşembe günü İzmit’e giderek görüşmeler yapacağım. Bu görüşmeler sonucunda Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam dizisinde daha etkin bir role gelebileceğim gibi düşük bir ihtimal de olsa İşler Güçler adlı diziye de geçebilirim. Her şey kısmet. Burada bana şans dilemenizi istiyorum. Size ve olumlu düşünmeme yardım edecek birilerine ihtiyacım var.

Son olarak başlığın açılımını yapayım: Hani yapıyor ya o çok sevdiğiniz ama sizi el altından sömüren ünlü siyasetçi babanız, bilmem kim amca… Hani etnik kökeni baz alan saçma sapan açılımlar yapıp sizi İslam’da olmayan sınıflara bölüyor ya, öyle bir şey değil benim açılımım. Ben insanları etnik kökenine göre değil erdemli insan olmalarına göre biçip tartıyorum.  Bazen diyorum ki alıp başımı gideyim uzak diyarlara ama engel oluyor sevdiklerim, iyi ki de oluyorlar çünkü çok sevdiğim bir kız arkadaşım ve bana ellerinden gelen desteği her konuda veren bir ailem var. Hepinize bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. Çok uzun oldu, ben saçmaladım. Ne giriş ne gelişme ne de sonuç var ama zaman içerisinde devinimlerle bu da sineye çekilir be dostlar. Tekrar kusuruma bakmayın. İyi ki varsınız, iyi ki hayatımdasınız. İnanın bazı internet dostlarım gerçek hayattaki kendini adam sananlardan daha adam. Bayanları da dahil ediyorum buna.  Yanlış anlamayın 🙂

 

Sağlıcakla kalın.

Yazar hakkında

Çağrı

Ekim 87'den bu yana nefes alıp veren bir beşer. Çokça şaşar.

Yorum bırak

2 yorum

  • Allah rahmet eylesin.

    Ben de her daim bu tür ruh halindeyimdir. Ne için yaşıyoruz, ya da ne uğruna.. diye sorgularım zaman zaman. Ama çok geçmeden anlarım ki, aslında böyle düşünceler boş.. Tabi buna kendimce açıklamalar bulurum vs. Ama emin olduğum tek bir şey var ki o da; ben hala alıp başıma gitmek istiyorum buralardan.. Çok uzaklara. Belki de tek başıma yaşamayı istiyorum. İnsanların çıkarcılığından ve zalimliğinden uzak..

    • Bende de var o alıp başımı gitme isteği ama şu sıralar çok iyi bir durumdayım o açıdan. Herkesin benim iyiliğimi istediğini anlayabiliyorum. Sorgulamaları bırakıyorum yavaş yavaş artık daha az sorguluyorum.