Geçtiğimiz günlerde yaşadığım ve fazlaca ayrıntısını vermek istemediğim bir olaydan sonra ciddi manada sinirlendim ama sinirimi içime attım. Bloguma yazacaktım ama dedim ki “Oğlum az dur, biraz sinirin geçsin öyle yazarsın” Nitekim bugün neredeyse 3 hafta geçti olayın üzerinden ama baktım ki sinirlerim halen yatışmamış, şimdi yazmak vaktidir düsturuyla hareket etmeye karar verdim.

Dediğim gibi ayrıntısını vermek istemediğim bir olay yaşadım ve olaydan uzun bir süre sonra öğrendim ki olayın başlamasına ve bu beni sövmeye sevkeden noktaya kadar gelmesine neden olan şey, birinin arkadaşlarının bana yapıştırdığı yaftaymış…Yaftayı yapıştıranlar da 50’sini çoktan aşmış koca koca adamlar ve hepsini tanırım, neredeyse babamın arkadaşları sayılırlar. İçimi en çok acıtan, canımı yakan da bu ya zaten… Adamların, babam yaşında adamların bana yapıştırdıkları yafta: Siyonist! 

Şimdi gelelim ağır konuşacağım kısma, merak etmeyin küfür etmeyeceğim, hiç tarzım değil ama merak edenlere belirteyim, içimden ve gerçek hayatta bolca küfrettim o geri zekalılara. Bana siyonist yaftası yapıştırıldıktan sonra düşündüm: “Ulan ben siyonizm ne demek onu bile tam olarak bilmiyorum. Kaldı ki sonradan araştırdığıma ve Wikpedia’nın bana sunduğu bilgilere göre ;

Siyonizm, Filistin’de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketi. Söz konusu alan, Tevrat’ta bahsi geçen ve İsrail Diyarı (İbranice: Eretz Yisra’el) adı verilen topraklardır. İsrail’in kurulmasından bu yana, Siyonist hareket de şekil değiştirerek öncelikle Modern İsrail devletinin desteklenmesi amacı ile varlığını sürdürmektedir.

Lan geri zekalılar, lan ne idüğü belirsiz şerefsizler, lan itler ben bir kere Siyonizm gibi kapitalizmi bağrında taşıyan bir siyasi görüşün mensubu değilim. Ben tüketmekten değil üretmekten keyif alan bir toplumun ferdiyim, ben ayağında yırtık ayakkabıyla okula giden arkadaşlarına üzülenim, varlığı da darlığı da görmüş bir anne babanın evladıyım. Bayramlarda duygulanan, Atatürk’ün öldüğü gün de ağladıklarını anlatırken yeniden ağlayan bir babanne ve dedenin torunuyum, ben kolunda silinmez bir lehçe gibi altı ok dövmesini ömrü boyunca taşımış ve taşıyacak olan bir babanın evladıyım, ben ustam Nazım Hikmet‘in “Ben yanmasan, sen yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” ve

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!”

dizelerini kendine kılavuz edinmiş bir ailenin üyesiyim nasıl olur da kapitalizm olgusunu destekleyen ve aynı olgu açısından desteklenen bir oluşumla beni bir tutarsınız? Beni bilen arkadaşlarım, yakınlarım, ailem, can yoldaşım biliyor ama yaşını başını almış koca koca insanların da bu yaftalarla karşımda bir duvar gibi durmaları acıtıyor be… Acıtıyorsunuz beni ama sizi de anlıyorum, sakalım var ya hani kocaman hacı sakalı gibi ha bir de küpem var ya halka olanından siyah; ondan değil mi bütün bunlar, ben farklıyım değil mi görünüş olarak sizin evlatlarınızdan. Siz evlatlarınızı koyun gibi güdün, himayenizden ayırmayın bakalım. Hangi kapitalist düzen kurtaracak sizi…

Sakal uzatsan dincisin, şeriatçısın, küpe taksan ibnesin, gay olursun, saçını uzatsan anana benzersin, bıyığını uzatsan Tayyipçi olursun, açık saçlıysan orospusun, kapalıysan yobazsın, seversen namus düşmanı olursun, sevmezsen duygusuz. En odak noktası da şu: Onlardan farklıysan tü kakasın, aynıysan sorun yoktur ama kendini tükettiğini ve bir kez daha gelemeyeceğini bilmezsin şu fani dünyaya. Onun için ben artık yaftaları çok da şeyimdeydi diyerek geçmeye çabalıyorum. Ben neysem oyum, sana ne ayrıca ben ha siyonistim ha piyanistim, ha ateistim ha komünistim, sana ne hacı abi? Mevlana’nın bir sözü var, onu bilir onu söylerim: Yaradılanı severim; Yaradandan ötürü…
Çok şükür Rabb’ime bu hayat bana ağır gelmiyor. Şükürler olsun.

 

Not: Aceleyle dikkat etmeden yazdım. Yazım ya da imla noktalama hatam varsa affola.