Selam olsun, günün herhangi bir saatinde ve dünyanın herhangi bir köşesinde, mevsime bağlı kalmadan okuyan sana… Benim için yaz mevsimi en güzel mevsim değil belki ama en kötüsü de değil. Aşırı sıcakları sevmiyorum, aşırı soğuğu sevmiyorum. Ilıman havalar daha sıcak geliyor bana. Bir ağacın altında üşümeden, terlemeden oturabileceğim, denize girmek yerine yüce varlığını izleyebileceğim mevsimler, anlaşmaya daha meyilli mevsimler değil mi sizce de?

Bu yazıyı bir mim dolayısıyla yazıyorum. Ece Abla’nın “Yaz Mimi” adlı yazısını okuduktan sonra ben de bu konu ile ilgili bir şeyler karalamak istedim. Aslında mim olayını seviyorum, özellikle de sorulu mimleri. Blog yazarının hayatına dair bir şeyler öğrenmek de içimizdeki merak duygusundan dolayı bir hayli ilgi çekici değil mi sizce de?

Şimdi, gelelim sorulara ve cevaplara

Yaz mı kış mı?

Aslında ikisi de değil. Yazının başında da dediğim gibi; ben daha çok ılıman iklimleri seviyorum ama ille de birini tercih etmem gerekirse, kesinlikle “YAZ” derdim. Sıcağı bir şekilde sevebilirim ama soğuk, benim için değil. Her ne kadar yağmur yağarken ıslanmayı, sıcak soba başında çay içmeyi ya da kitap okumayı seviyor olsam da bu aktivitelerin tümünü bahar aylarında yapmayı tercih ederim.

Hayalindeki tatil neresi? Neden?

Gidip görmediğim o kadar çok yer var ki; birini söylesem diğerine haksızlık etmiş olurum. Yine de hem Türkiye’den hem de dünyadan birkaç yer belirteyim, gidip görmeyi en çok istediklerimi size de aktarmış olayım.

Türkiye: Ölüdeniz, Kaş, Dalyan, Datça, Dalaman, Ani Harabeleri, İshak Paşa Sarayı, Nemrut, Akdamar Adası…

Dünya: İzlanda, İskandinavya’nın tamamı, (özellikle fiyortlar) Yeni Zellanda, Fas, Nepal, Tayland, Kamboçya…

Tatil hakkındaki en büyük beklentin nedir?

Tatilin türüne göre değişmekle birlikte genelde yaşamıma dokunacak bir şeyler yapmış olmayı bekliyorum. Kimi zaman deniz kenarında uzanıp kitap okumayı isterken kimi zaman uzun yollar yürümek, güzel manzaralar görmek ya da kültürler tanımak isteyebiliyorum. Genelde stresten uzaklaşmak ve sakinleşip arınmak beklentisi içinde olduğumu da söyleyebilirim.

Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde… Bunu nasıl kullanırdın?

Muhtemelen önce Türkiye’den başlayarak bir dünya turu yapmak isterdim. Hatta mümkünse bunun otomobil, tren ve gemi ile olmasını isterdim. Yukarıda saydığım ülkeler ve şehirler ile birçok başka kente de misafir olabilir, onların kültürlerine yakından bakış atma imkanı bulabilirdim.

Unutamadığınız bir tatil anınız var mı?

Tatil ve anı kelimelerini bir arada kullanınca aklıma çocukluğumdaki ilk tatil geliyor. Her ne kadar evimiz bir sahil kasabası olan Karasu’da olsa da tatil kelimesinin varlığından haberdar değildim uzun bir süre. Ben sanırım 11 yaşındaydım. Almanya’dan kuzenlerim gelmişti ve halam, pansiyon tutmuştu. O pansiyonda kalarak her sabah müthiş kahvaltılardan sonra denize gitmiştik. Birkaç yıl sonra yine aynı halamlar yazlık aldılar ve ben kuzenlerimle o yazlıkta kalmaya başladım. Bazen 20 kişi o yazlıkta dip dibe uyumuş, kahvaltı sırası beklemiş olsak da benim için en sıcak tatil anıları olarak kaldılar.

Yazın yapmaktan en çok zevk aldığınız aktivite nedir?

Yazı tercih etmiyorum dediysem, hiç sevmiyorum anlamına da gelmesin. Yazları, havanın serinlediği gece saatlerinde eşim ve köpeğimle balkonda oturup çay içmek, kitap okumak ya da film izlemek yaza dair en keyifli aktivitelerim arasında başı çeker. Ayrıca sahilde ya da yazlıktaysam günde 1 kere ve 15 dk. denize girip sonrasında uzanıp kitap okumak da en sevdiğim yaz aktivitelerinden.

 

Yaza dair sorulara cevaplarım burada sona eriyor.

Mimi kendine alıp, sarı sarmalayıp cevaplamak isteyen olursa ve yayınladıktan sonra beni de haberdar ederse okumak isterim.