Birkaç gündür eşimin anne ve babası bizdeydi. Onlar bizde olduğunda çok mutlu hissediyorum çünkü sadece iki kişiyiz ve onlar olduğunda evde bir büyük oluyor. Hatta iki büyük oluyor. Ses oluyor, soluk oluyor. Kısacası bir hareket oluyor. Ne yazık ki bugün gittiler ve evde biz ikimiz kukumav kuşu gibi kaldık öylece…

Dün de eşimin anne-babasının bir tanıdıklarına misafirliğe gittik. Hayriye Teyze ve Harun Amca’ya. Onlar aslında İzmir’de oturuyorlar. Hem biraz gezip dolaşmak hem de kızları Ayşegül Abla’yı görmek için İstanbul’a gelmişlerdi. Bizimkiler de bu fırsatı değerlendirip İstanbul’a gelince buluşma kaçınılmaz oldu. Önce Harun Amca ve Hayriye Teyze bize geldiler. Sonra da biz dün akşam onlara iade-i ziyarette bulunduk. İkramda kusur etmediler sağolsunlar. Herkesle  biraz sohbet ettik, çokça onlar konuştu, ben dinledim. Kalkmaya yakın bir vakitte bizi İzmir’e davet ettiler ve biz de bir gün sizde bir gün şurada bir gün burada kalırız dedik ama Hayriye Teyze kızdı bize. Ve eskilerin misafirlik anlayışından dem vurdu. Şimdilerde pek de bilmediğimiz bu anlayışı da şu anlamlı sözlerle ifade etti: “Bir gün kalan misafiri sevmem! Bir gün kalıp çarşaflarımı kirletecekseniz hiç gelmeyin!” Yani o kadar misafirperverler ki çokça kalmamızı istiyorlar.

misafir

İşte dostlar, eskiden böyle misafirperverlik varmış ama şimdilerde bizler, “Aman misafir gelmesin” diye afedersiniz bir yerlerimizi yırtıyoruz. Bu kadar güzel bir anıyı yakalamışken size aktarmak istedim. Umarım sizi sıkmamışımdır ama okuduysanız çok sevindim. En azından eskilerin değerini biraz da olsa size de ifade edebilmiş oldum.